Bir aşkın içinden bant yayın

Biten bir aşkın arkadasından salladıklarımı okudunuz çoğu zaman. Bu seferde sizi geçmişe, bir nebzede olsa içine çekip dedim, geçmiştende olsa onun düşüncelerinin ufak bi parçasını paylaşım dedim:

"Aşkım, hayatıma en güzel renkleri katan tek ve ilk insan,
Bu mektup nerden çıktı diyeceksin ama seni çok özledim. Seninle konuşmak istedim ama telefonun kapalı. Bende düşündümki her aşkın bir mektubu olur. Bu da bizimki olsun. Aslında birşeyler yazmamız değil miydi bizi birbirimize sırılsıklam aşık eden. Şu anda evde yalnız oturuyorum, müzik dinliyorum, seni düşünüyorum ve seni özlüyorum. Ayrıca bu mektubu yazıyorum. Aslında buna mektup denemez. Ne siliyorum ne de tekrar yazıyorum. Yaptığım tek şey aklıma gelen ve kalbimde olan her şeyi yazmak. Belki bu mektubu okuyacaksın, belki de vermicem bile.
Bikaç gün sonra buraya gelirsen eğer belki senin için düşündüklerimi ve daha da önemlisi hissettiklerimi kendimde o cesareti bulabilirsem söylerim ama belkide o cesareti bulamayacağım. Ama eminim ki dilim bunu söylemesede seni sevdiğimi ve her gün saatlerce seni düşündüğümü gözlerim sana anlatacak. Zaten sende biliyorsun önemli olan sesler değil. Şu an şarkımızı dinliyorum. Yaa, seni çok özledim.
Aslında sana daha önceden de dedim. Seninle ilk konuştuğumda böle birşeyin olacağı, bi insan için, üstelik kendi kanımdan bile olmayan, bu kadar üzüleceğimi veya bi insanı bu kadar çok özleyeceğimi hiç düşünmezdim. Sen bana ilk dediğinde senden hoşlanıyodum ama korkuyordum. Hala korkuyorum. Ama sen bana cesaret veriyorsun. Belkide bu yaptığımız çok saçma, belkide olmayacak birşey. Kilometrelerce uzaktan birbirimizi deli gibi sevmek. Ama deliyiz işte. Bilmiyorum sevdim seni bir kere, nedensiz, ve artık değişemiyorum, vazgeçemiyorum. Ya aslında ben böyle değildim. Akıllı, uslu, cici bi kızdım. Her ne kadar sen inanmasanda :)
O kadar çok canım sıkılıyor ki, kaç gündür seninle konuşamıyorum. Ankara da hava da benim gibi, arada bir yağmur yağıyor, sonra güneş açıyor. Tek fark bende güneş açmıyor. Bugün sabah yağmurda yalnız başıma yağmurda dolaştım. Keşke sende yanımda olsaydın. Derler ki, yağmurda dilenen dilekler gerçek olur, bende senin için birşey diledim, seni diledim... Ama şu an yağmur. Yalnızım, mutsuzum, hastayım, özlüyorum. Canım hiçbirşey yapmak istemiyor. Neden yaa, neden böyle hayatımı alt üst ettin. Her telefonum çaldığında neden senin olmanı istiyorum. Neden senin deliliklerini bu kadar çok seviyorum veya seninle deli olmayı? Ya da neden bi günüm seninle güzelleşiyor? Neden, neden, neden? Aslında cevap çok basit dimi? Ben sana aşık oldum. Ama hep senin yüzünden :)
Biliyomusun, aslında mektup yazmaktan nefret ederim. Ama nedense bugün içimden geldi. Eminim bu mektubu okurken çok eğlendin. Çünkü düşünmeden yazıyorum. Düşünmek de istemiyorum. Sonu belli olmayan, aslında hiçbir tarafı belli olmayan iki delinin aşkı işte. Biraz düşünsem korkmaya başlıyorum. Senin bana dediğin doğru, bebek gibi korkuyorum. Bana tek cesaret veren sensin. Ya neden bizde diğer aşıklar gibi normal bi aşk yaşayamıyoruz ki? Gerçi eminim sen böyle maceralı birşeyi seviyorsundur. Hem normal bişey aşk olmaz ki, dimi? Aslında bunu yazmaya başladığımda gayet mutsuz ve ciddiydim. Ama nedense sana yazdığım aklıma geldikçe ciddiyetim bozuldu, yine kendi kendime gülmeye başladım. Şimdi senden birşey isticem. Bu mektubu hiçbir zaman atma olurmu? Çok komik oldu. İlerde çocuklarına falan gösterip, gülersiniz. Ben yine senaryo yazmaya başladım.
Neyse sayfa bitiyo, yeni kağıt almaya da üşeniyorum. Umarım, bunu okurken, biz mutlu bir gün geçirip, güzel anılarla ayrılmış oluruz. Tabi bu ayrılık pek de mutlu olmaz ama. Düşünüyorum da belki yakın bir zaman sonra bende İstanbula gelirim. Neyse sana bu seferlik son sözüm; SENİ ÇOK SEVİYORUM AŞKIMMM :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)