Kayıtlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RaistpoL :)

Bugün iki yıl aradan sonra ilk defa kendim yemek yaptım. Yemek yaptım derken dondurulmuş pizzayı fırına attım :) Öyle hemen "ona yemek yapmak mı denir?"demeyin :) Üniversite öncesinde sandviç yapmaktan başka yemek yapmayı bilmeyen ben, üniversite zamanında kendi evimde tek başına yaşarken yemek yapma konusunda kendimi aşmıştım :) Bu pizzayı da fırına atarken aklıma üniversite yıllarında tek başıma yaşadığım evim ve o evde geçirdiğim güzel günler geldi..Arkadaşlarım benim evime raistpol derlerdi. Ankara'daki bir sinema kompleksine benzettikleri için. Ama onun kadar büyük olmasa da, çok daha fazlası vardı raistpolde.. Teknoloji yoksunu sinemasında en zevkli filmlerin seyredildiği, en düşük görüntü kalitesinde en heyecanlı maçların oynandığı veya seyredildiği, en ucuz ekipmanla en coşkulu konserlerin verildiği, dans etmeyi beceremediğini söyleyenlerin dans klübüne çevirdiği, en az malzemeyle en lezzetli yemeklerin yapılıp yendiği, en güzel, en romantik aşkların yaşandığı, d…

Yıldız Kayması

İçimde kocaman bir gökyüzüm var benim :p Her bir arkadaşım, ayrı birer yıldızım oldular benim. Hepsinin ayrı bir ışıltısı, ayrı bir güzelliği vardır gönlümde. Bazen o yıldızlarda yaşamaktan; bazense onları, çimenlere uzanıp gökyüzünü seyreder gibi seyretmekten büyük keyif alıyorum. Ama hayatıma giren ve çıkanlar oldukça da, onların gökyüzümdeki yerleri de değişiyor doğal olarak.. Dün akşam da öyle bir değişkenlik vardı gökyüzümde. Bir yıldız kaydı.. Çok renkli bir karakteri olduğuna inandığım, en zevkle seyredeceğim yıldızlarımdan biri olacağını düşündüğüm ve hatta çok güzel şeyler yaşabileceğimize inandığım yıldızım kaydı dün akşam.. Çoğu kişi için yıldız kayması güzel bir an, bir dilek tutma anıyken; benim içinse bir veda anlamına geliyor. O yüzden ne zaman bir yıldız kaymasına şahit olsam veya bu söz geçse bir yerlerde, beni bir hüzün kaplar .. Güle güle renkli yıldızım, yolun açık olsun, inşallah başkalarının göklerini daha fazla aydınlatırsın.. …

Bir İç Savaş Araştırması

Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum… En boktan bir olayı bile 40 değil en az 4000 defa düşünüyorum. Yaptığım şeylerde ya da yaşadığım olaylarda en ufak olumsuzluk olması ihmali bile beni deli ediyor. Yaptığım şey imkanlar dahilinde bir en olmalı, mükemmel olmalı. En ufak şey de bile kafam böyle çalışırken siz bir de beni aşk acısı çekerken düşünün.. Saniye geçmiyor ki baştan sona tüm detayları düşünmim. Tekrar tekrar yaşıyorum hayatı. Hata bir yerden sonra artık kayboluyorum düşüncelerimin içinde.. Bu sürecin en güzel güzel kısımlarında tekrar tekrar mutlu oluyorum; olumsuz kısımlarında tekrar tekrar düşünüyorum nerde, nasıl yanlış yaptım diye.. Ve ben düşüne dururken bazen diyorum ki kendime: "Oğlum deli misin? Niye hala düşünüyorsun? Olan oldu. Devam etme şartları olsaydı zaten ederdi. Demek ki tamir edilemeyecek kadar bozulmuştu bir şeyler. Ya da yeniden başladığımızı varsayalım. Hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktı; çünkü o zaman da geçmişteki olumsuz…

İlk Heyecan Bölüm 2: Okulda İlk Gün

"Tatil sonrası ilk gün sabahı" başlıklı yazının devamıdır..
Hakikaten de isyan ettiği kadar vardı Yağmur'un. Normalde yarım saat süren yolu bugün bir saat on beş dakikada gelmişti. Anadolu lisesindeki beşinci yılının başlamasına fazla bir şey kalmamıştı. Okulun yukarısında bulunan bakkalın önüne geldiğinde arkadaşlarını gördü.
Yağmur: OoO kardeşlerim :) Nabersiniz ya?Ozan: İyilik kanka. Senden naber?Yağmur: O ilklerin verdiği anlatılamaz zevki yaşıyorum şu an :)Alper: Oğlum ilk mi kaldı folloş olduk artık :)Yağmur: Olsun, ben her yıl okulla yeni tanışıyor muyum gibi hissediyorum kendimi :pAlper: Bi miktir git ya :pYağmur: Niye heyecanımı kırıyorsunuz ama ya? Yüreğim pırpır ediyor şu an yarime kavuşmuş gibi hisediyorum kendimi.Alper: Senin hiç yarin oldu mu ki? :)Yağmur: Okulum var işte. Onu aldatmak istemedim kimseyle :)Ozan: Bakıyorum da geyik potansiyelin yüksek kanka :)Yağmur: Napalım kaçınılmazsa zevk alıyoruz :pOzan: Kanka?Yağmur: He kanka? Ozan kıralım mı okulu?…

Bir Kadıköy Macerası

Arda: İlker Abi?İlker: Hayır!Arda: Ama daha bir şey sormadım ki!İlker: Gelişin ofsayt bir kere :) Hemen anlaşılıyor bir şey isteyeceğin. Kesin başıma bir iş gelecek gene:) O yüzden peşinen hayır.Arda: İlker abi yapma ama ya. Sen seversin hem.İlker: Her seferinde seversin diyerek veriyorsun gazı :) Ne oldu gene?Arda: Kadıköy'e gidelim mi?İlker: Oha lan! Ne işimiz var ta ebesinde..Arda: Şu yıllık için fotoğraf çektirmiştim yaZümrüt'te. Onları almaya gitmem lazım. Gelsene benle.İlker:Oğlum buradaki fotoğrafçıların suyu mu çıktı da gittiniz çektirdiniz oradan?Arda: Herkes orada çektirdi ama ya. Biliyorsun orası İstanbul'daki en iyi fotoğraf çeken yerlerden biri.İlker: Fiyatlarının da güzel olduğunu biliyorum :)Arda: Yapma ya İlker abi! Bir kere mezun oluyoruz. Gel hadi! Çıkışta gidelim? Hem sen seversin gezmeyi :)İlker: Tamam ulen pis tikican. Gideriz ne yapalım artık :)Arda'yla İlker için birlikte geçir…

Güle güle..

Yıllardır Çok farklı insanlarla tanışmama, çok farklı dünyalarda gezinmeme, çok ama çok keyifli sohbetler etmeme aracı olan mynet sohbet servisinin kapandığını öğrendim. İnternetle tanışmam onla tanışmama yakın gibidir. Aslında çok da önemli değil onun kapanması ama beni etkileyen tarafı bir devrin kapandığını hissettirmesi. Ne zaman başladım, ne zaman yaşadım, ne zaman bitti? Daha dün gibi geliyor bana 2000'li günler.. Daha gün yeter içim dışım sınav oldu diye dolanıyordum liselerde.. Daha dün ben bu üni.yi kazanacağım diye dolaşıyordum ortalarda, daha dün ilk platonik aşkımı yaşıyordum.. Dile kolay 10 yıllık bir dönemimi anlatıyor bana onun başlaması ve bitmesi. 2000'lerde nerdeydim; şimdi nerdeyim? Böyle şeyler yaşayacağını tahmin edebilir miydin deseler asla ve asla tahmin edemezdim sıfır çekerdim tahminlerimde.. Yaşamında yer etmiş bir şeyi arkada bırakıp ona el sallamak çok garip bir duygu. Güle güle ilginç, farklı ve güzel dönemim..

İlk Heyecan Bölüm 1: Tatil sonrası ilk gün sabahı

- Esbiel: Yaaağğmmmmuurrr! - Yağmur! - Esbiel: Yağğğmmmurrrr - Yağmur: Hay yağmurlar kovalasın seni diyeceğim ama çok saçma bir cümle olacak. - Esbiel: Yaaağğğmmmuurrr! - Yağmur: Lan bırak 5 dakika daha uyuyayım. - Esbiel: Yağğmmuurrr! - Yağmur: Bir daha yağmur dersen; bu senin söylediğin son kelime olacak bu dünyada. Yeter lan, tamam kalktım. - Esbiel: Hadi geç kalıyoruz ama. Daha kahvaltı edeceğiz. - Yağmur: Sen horoz olsaymışsın dünyaya daha bir faydan olurmuş be kardeş bozuntusu. Yanlış gelmişsin. - Yağmur: Geyik yapmayı bırak geyiklerin efendisi. Hadi kahvaltıya! Yağmur homurtulu sesler çıkararak –anlayabildiğimiz kadarıyla isyan ediyordu.- sevgilisinden pardon yatağından, sanki onu sevgilisinden zorla ayırıyorlarmış gibi ayrıldı. Zorla ayrılmanın verdiği şoku daha atlatamazken birden birde jeton düştü kafasında. Bugün okulun ilk günüydü. - “Naayyııır, nolamaazzz! Bu bir k…

Araba Sevdası

- Ya Rüya Teyze bu Raist küçükken de bu kadar yaramaz mıydı?
- Yaramazlık yetmez tarif için tam bir felaketti. Çok da dayak yada terlik yemiştir benden. Ama beni deli ediyordu. Napim :)
- Demek ondan böle oldu :p
- ve işin ilginci dayak fayda etmiyordu. O kafasına koyduysa birşeyi yapıcaktı, kaçışı yoktu, durduramazdık onu. Ama babasından sadece bi kez, ilk ve son kez sağlam dayak yemiştir.
- Hadi ya! Niye peki?
- Araba kullandığı için :)
- Araba kullandığı için mi? Raist 7 yaşlarında araba mı kullanıyordu?
- Raist küçükken araba manyağıydı. Bir sürü oyuncak arabaları, kocaman bir kara şimşeği, trafik setleri vardı ve büyüyünce tır şöförü olmak istediğini söylerdi :)
Not: Tır şöförü olmak istememin sebebi tırların şekilleri çok hoşuma giderdi ve bir karizmaları vardı sanki diğerlerine nazaran. Tabi bmw gibi arabalar yerine tır'a karizma demek o da ayrı bir manyaklık. Çocukluk zevki işte naparsın :p Bir de uzun yolculukları Ankara'ya taşınana kadar yani üniversite zamanlarına kadar çok…