İlk Heyecan Bölüm 1: Tatil sonrası ilk gün sabahı


- Esbiel: Yaaağğmmmmuurrr!
- Yağmur!
- Esbiel: Yağğğmmmurrrr
- Yağmur: Hay yağmurlar kovalasın seni diyeceğim ama çok saçma bir cümle olacak.
- Esbiel: Yaaağğğmmmuurrr!
- Yağmur: Lan bırak 5 dakika daha uyuyayım.
- Esbiel: Yağğmmuurrr!
- Yağmur: Bir daha yağmur dersen; bu senin söylediğin son kelime olacak bu dünyada. Yeter lan, tamam kalktım.
- Esbiel: Hadi geç kalıyoruz ama. Daha kahvaltı edeceğiz.
- Yağmur: Sen horoz olsaymışsın dünyaya daha bir faydan olurmuş be kardeş bozuntusu. Yanlış gelmişsin.
- Yağmur: Geyik yapmayı bırak geyiklerin efendisi. Hadi kahvaltıya!
Yağmur homurtulu sesler çıkararak –anlayabildiğimiz kadarıyla isyan ediyordu.- sevgilisinden pardon yatağından, sanki onu sevgilisinden zorla ayırıyorlarmış gibi ayrıldı. Zorla ayrılmanın verdiği şoku daha atlatamazken birden birde jeton düştü kafasında. Bugün okulun ilk günüydü.
- “Naayyııır, nolamaazzz! Bu bir kabus dimi? Ühühüü, ben ne kötülük ettim de bu işkenceyi layık gördünüz bana? Hainler! Yeter len yeter bıktım şu okul muhabbetinden.”
Yağmur kalkıp elini yüzünü yıkarken ki saçmalamasına pis pis gülerek, eğleniyordu Esbiel. :) Yağmur ise ilk suyu yüzüne vurduğu anda uyandı, ikinci dalgadan itibarense tatili düşünmeye başladı. Ne çabuk geçmişti tatil. “Ne çabuk hem de ne güzel-diiiiiii” diye düzeltti kendi kendine.
Yağmur yazları genelde Kumbağ’da teyzesinin yazlığında geçirirdi. Orası onun için çok çok güzel bir yerdi. Aradığı çoğu özellik orada mevcuttu. En başta tertemiz bir denizi vardı. Denizsiz bir yerde yaşayamayacağını düşünürdü. Sevdiği ikinci şey yeşillik de vardı ve ne kadar şehirde bir yerde olsa köy havası da vardı ve en önemlisi tatil yeri havası da vardı. “Daha ne olsun belamı mı arim?” diye düşünürdü orda olduğu zamanlar.
Bu senede bol bol denize girerek ve miskinlik yaparak geçirdi tatilini. Ama onun bir de özel bir miskinlik tarzı vardı. Böyle öğleden sonra zamanlarında güneşli havada ama yakmayan bir güneş de, hafif de böyle rüzgar esen ama sanki böyle tatlı uyku tozu serpiştiren rüzgarda, şöyle de keyifli uzanabileceği yerlerde uzanıp kestirmek :) Bundan daha tatlı, daha keyifli bir şey yoktu Yağmur için :)
Bunları düşünürken tekrar yatağa dönme düşünceleri hakim olmaya başladı. Ama bir daha Esbiel’i dinlemek istemiyordu sabah sabah. Okula katlanmak onun için daha hafif bir işkenceydi :p
- “Ulen adalet mi bu ya? Tatil çabucak geçiyor 3 ay sanki 1 gün gibi geçiyor ama okul dönemi 9 ay sanki 9 asır gibi. Oku oku bitmiyor mübarek.”
İsyanlardaydı Yağmur :) Ama her sene başında olduğu gibi boşa isyan ettiğinin de farkındaydı.
- “Ne yapalım artık? Kaçınılmazsa zevk al! Felsefemize bu senede devam :)” dedi ve okula gitmeden önce kahvaltısını yapmak için mutfağa yöneldi. Kardeşi ve annesi kahvaltıya başlamışlardı bile.
- Yağmur: Bir gün var ya yiyecen kafana terliği ötemiceksin sabahları :) Bu ne okul aşkıdır kızım? Sevgilin mi bekliyor okulda? Varsa söyle okula stres atarak rahat başlarız :p
- Esbiel: Bir git ya psikopat!
- Yağmur: Psikopat sensin! Sabahları uyuyana yılan bile dokunmaz! Çin işkenceleri arasında bile böyle bir işkence yok. Sabahları senin sesini duymak onlardan daha tehlikeli :)
- Esbiel: Su içene olmasın o?
- Yağmur: Bak! Kendin söylüyorsun. Su içerken en azından karşındaki bilinçli. Tehlikenin farkında yani. Uyuyan zavallı masum ben napayım?
- Esbiel: Bi git ya!
Diyerek her zamanki gibi kahvaltı atışmalarını yaptılar :) ve Yağmur iki peynirli tost, bir çayı mideye indirdikten sonra aşkına yani okuluna kavuşmak üzere kardeşiyle beraber yola koyuldu..
Devam etmeye çalışcak :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)