Her şeyin bir bedeli var mı?

Her şeyin bir bedeli vardır!". Çoğu kimse bu sözü pek sevmez. Daha doğrusu sevmek istemez. Çok duygusuz bir söz gibi gelir insana. İnanmak istemiyorum bu sözün acı gerçeklerden biri olduğuna. Karşılıksız olan bir şeyler var demek istiyorum. Hem de çok güzel şeyler..

Kendi kendime yanlışlamak istiyorum bu sözü. Ama bakıyorum şöyle bir durumlara . Mesela soyut kavramlarda daha kolay bulabilirim diye o taraftan bakıyorum ilk önce. Ama görüyorum ki tanrı bile cennete girebilmemiz için iman istiyor. Şems'den aşkı için kellesini istiyor veya düzelteyim Şems'in kellesini verme isteğini kabul ediyor. Yanlış hatırlamıyorsam da bir peygamberden de önce oğlunu istiyor. Peki niye istiyor? Hadi bizim ihtiyaç diye bir mazeretimiz olabiliyor. Peki "O, hiç ihtiyacı yokken niye bir bedel istiyor?" diye soruyorum kendi kendime. Doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama kendimce şöyle bir neden bulabiliyorum bunun doğru olabilmesi için; bir şeylerin değerini daha iyi anlayabilmemiz için.. Nasıl yani? Şöyle ki; yokluğunda anlaşılıyor var olanların, varlıklarımızın değeri galiba.. Peki biz birşeyin değerini var olurken bilemiyor muyuz? İlla kaybetmemiz mi gerekiyor bulmak yada elde etmek için? Sanırım şöyle gene bir etrafıma bakarsam çoğumuz için öyle. Yani inanmak istemesem de çoğunluk için geçerli bir neden. Peki neden böyleyiz? Biz herşeyin değerini bilebilecek şekilde yaratılamaz mıydık? Neyse bu kısım çok derin mevzulara gidiyor. Ama maalesef çoğunluk için geçerli bir mazaret olabiliyor olduğunu görüyorum.

Bir de hiç ümidim olmadan, korkarak, göz ucuyla çevreme bakim diyorum. Ümidim yok zaten. Baştan ön yargılı olmayı pek sevmem ama gene de bakmadık bir yer kalmasın diye çevreme de bakıyorum. Ama nerdeee.. Günümüz dünyası piyasa ekonomisi kökenli artık. Bırakın maddeyi, düşünceler bile fiyatlandırılıyor artık. Felaket haberlerini bile fiyatlandırabiliyoruz artık biz.. Hemen kaçıyorum bu kısmı incelemekten..

Sonuç: Bu dünya için ümidimi kaybediyorum ve kendi hayallerime sığınıyorum her zamanki gibi..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)