İlk Heyecan Bölüm 3 - İlk An

Zaman durmuştu sanki onun için. Doyamıyordu onun güzelliğini seyretmeye. Her saniye heyecanı daha da artıyordu ona baktıkça. O an hiç bitmesin istiyordu ama; arkadan gelen birinin "pardon, geçebilir miyim?" sözüyle dünyaya döndü. Belki birkaç dakika belki de daha az bir süre görebilmişti o melek görünümlü kızı ama o bir saniye, bir asır gibi gelmişti o güzellik içinde kaybolurken. Kendine geldiğinde ne yapacağını bilemedi. "Yakınlarına oturup tanışmaya mı çalışsam? Ama ilk günden de çok itici olabilir, kafadan ofsaytta kalabilirim. Neyse.. sonuçta bir okul boyunca beraberiz elbet bir fırsat çıkar." diyerek kızın tam ters yönde bir yere oturdu. Okul hayatı boyunca genelde arka taraflarda oturmayı seven Yağmur, bu sefer ön tarafta şoför koltuğunun arkasındaki koltukta oturmuştu. O, her olaya sonucunu hiç düşünmeden bodoslama atlayan Yağmur, konu kızlar olduğu zaman reddedilme ya da yanlış anlaşılma korkusundan dolayı genelde hızlı bir tanışma faslını pas geçerdi. Bu seferde öle olmuştu. Zor tutuyordu kendini gidip tanışmamak için, yerinde duramıyordu ama olumsuz bir tepkiyle karşılaşacağından emin olduğundan da mecburen oturuyordu. Bulamıyordu tanışmak için güzel bir mazeret. Yerinde zorla oturup uslu gözükmeye çalışmasına rağmen gözlerini de ondan alamıyordu. Allah'tan kız genelde olduğu tarafa bakmıyor, dışarıyı seyrediyordu. Herkes gırgır şamata yaparken o, kimseyle ilgilenmiyor sadece dışarıyı seyrediyordu. O insana coşku, heyecan verici görünüşünün aksine bakışlarında bir hüzün, bir durgunluk vardı. Bir şeyler düşünüp, bir yerlere dalmış gibiydi. "Neden cennetten kovulduğunu mu düşünüyor acaba? Neden cennetten kovuldu acaba?" gibi saçma sorularla gene kendi kendine hikayeler kurmaya başlamıştı Yağmur. Kaçamak bakışlarla onu izlemesi, kafasında onun hakkında "melek" temalı fantastik hikayeler yazması, onun servisten inmeye hazırlanma çalışmalarıyla son bulmuştu. Onda kaybolmuşken zamanın nasıl geçtiğini, nereye geldiklerini fark etmemişti bile. O inerken nerde olduklarına baktı Küçükmece'deydiler. "Yihuu :)" dedi kendi kendine "yakınlarda oturuyormuş." diyerek küçük çaplı bir mutluluk duydu :) manyakça bir düşünce de olsa hoşlandığı birinin yakınlarında yaşamak düşüncesi mutlu etmişti Yağmuru. Hayalinde el sallayarak uğurladı onu servisten. Artık sadece yarının gelmesini istiyordu biran önce. Okulu, servisi hiç bu kadar sevebileceğini tahmin etmemişti. Aslında sevdikleri onlar değildi. Onların meleği görme mazereti üretmelerini sevmeye başlamıştı. "Canım okulum ve servisim ben sizi çok seviyormuşum aslında" dedi kendi kendine. Kendi hayat filminin belki de en güzel kısmını tekrar tekrar başa sarıp izleyerek evine doğru yol aldı Yağmur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)