Kayıtlar

Mayıs, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RaistLin Denklemi

{(Bir Tesadüf + Ankara + Aşk) = Aşk Tesadüfleri Sever} + {(Mutsuz Son + Silmek isteyipde silemediğin hatıralar)= Silbaştan filmi} + Silbaştan şarkısı = RaistLin

Hayat Denklemi

Yaklaşık 3 yıl önce bırakmıştım umut ekmeyi. Yıllarca uğraşıp anca fidan haline getirebildiğim umutlarım, kökünden sökülüp atıldı. Nadasa bırakmıştım kendimi onca zamandır.

Bugünlerde şöyle bir tekrar denemek istedim ama daha toprağa atmama bile izin vermedi hayat. Havada yakaladı adeta onları..

Suçu hayata atmak kolay diyeceksiniz sen de hiç mi suç yok diyeceksiniz, biliyorum. Ama izin verin açıklıyayim. Hayat benim için çevremdeki değişkenlerin toplamından ibaret bir denklem. Ve bir eylemde bulunacaksam umut ekmek gibi karşıma çok sayıda değişken çıkıyor ve yaş ilerledikçe denklemlerde, değişkenlerde hem çoğalıyor hem de zorlaşıyor. Kontrol edilemez oluyor.. Ve ben ufak olumsuzluğa tahamülü olmayan ben çok bir başarabilecekmişim gibi sanki tüm değişkenleri yönetmeye, olumlu hale getirmeye çalışıyorum. Evet, artık o zorlaştıkça benimde tecrübem artıyor ama mücadele daha zorlu bir hal alıyor. İşte hayatın suçu şurda başlıyor artık. Tam diyorum aha öyle olursa şöyle yaparım, böyle …

İlk Heyecan - Bölüm 4: Mini Test

- Off ya! Napıcam ben? Kaç gün geçti; bırak tanışmayı daha 2 laf bile edemedik kızla. Off of!

Yağmur devamlı fırsat kolluyor ama bir türlü başaramıyordu kızla tanışmayı. Ya çekingenliği, ya yeteneksizliği ya da onlar izin verse şansı izin vermiyordu kızla tanışmaya. Bu arada başarabildiği tek şey kızın ismini öğrenmekti. Gönlünü fetheden meleğin ismi Özgeymiş. En sevdiği isimler sıralamasında birinci sıraya yükselmişti artık bu isim :) Ama olmayınca olmuyordu. "Off off" diyerek gene karalar bağladı bir sırada bir elin kendisine uzandığını gördü. "Noluyor ulen? Bu ne?" diye içinden düşünürken;

- Serkan: Günaydın! Boş mu burası? Oturabilir miyim?

- Yağmur: Boş boş, oturabilirsin.

- Serkan: Ben Serkan.

- Yağmur: Ben de Yağmur. Memnun oldum.

Serkan da Özge gibi okula yeni gelenlerdi. İyi bir çocuğa da benziyordu. Yağmur gibi o da basketbolu sevdiği için çabuk kaynaşmışlardı. Yağmur'da artık Özge'den ümidi kesmeye başlayınca eski haline geri dönmeye…

Acısa da öldürmüyor artık..

Çoğu zaman filmlerdeki kahramanlara özeniriz. Gerçek hayatta da böle kahramanlarımız olsa deriz. Aslında süper güçleri olmasa da gizli kahramanlarımız hep var bence.. Düştüğümüz de kalkmamıza yardımcı olan, doğruları gösteren, yanlışları düzelten birileri vardır hep hayatımızda.. Korkmayız onlar varken, hatta nasıl olsa onlar var diye çoğu zaman şımarırız da. Üstelik onların işi daha zor. Süper güçleri olmadan hayat kurtarıyorlar yada hayatta kalmayı öğretiyorlar..

Aslında diyebilirsiniz ki çok mu zor iş yapıyorlar? Herkes böle.. Ama benim şu zamana kadar öğrendiğim can alıcı derslerden biri özellikle ailen, sonrada sevdiklerin dışında kimsenin umurunda değilsin. Hata sevdiklerin bile bazen şüpheli. Acı ama gerçek.. En azından benim çevremde geçerli bir ders bu.. Ve bu zamana kadar çok şanslıyım ki hep kahramanlarım oldu. Hep yardım ettiler, öğrettiler, desteklediler; bu acımasız hayata ayakta kalabilmek için. Hatta o kadar yardım ettiler ki bazen şımardım nasıl olsa kurtarırlar diy…

Ölüsü de zararlı, dirisi de..

Her gün söz veriyorum kendime. Her gün "çok işim var, bir düzene sokacağım hayatımı" diyorum. Her sabah 8.30'da kalkıp herşeye yetişmeye çalışacağım diyorum kendi kendime..

Her sabah ki gibi bugün de 8.30'da çalıyor alarm. Her gün de o saate uyandığım halde, o saatte kalkamıyorum yataktan. O saate başlayamıyorum güne. Gene gerçeğe dönmenin nefretiyle uyanıyorum uykumdan. Önceden sadece uyku da huzur bulabiliyordum, artık orda da yok kabuslardan dolayı.. Her gün cenin pozisyonunda yatıyorum öyle.. Taa ki bir zorunluluk beni çağırana kadar. Bir randevu, bir okul,bir iş.. Zorunlulukta yoksa yatıyorum öylece saatlerce yatağın içinde.. Çığlıklar atıp, isyan etmek istiyorum nefretim geçene kadar. Ama ailem üzülmesin diye içimden atıyorum sessiz çığlıklarımı. Onları da telaşlandırmak istemiyorum. Benim derdim kendimle çünkü. Yatakta uzanarak kaçabildiğim kadar kaçmak istiyorum hayattan. Yatarken şunları düşünüyorum: "Ne için kalkmalıyım bu yataktan? Kalkmama, hareket et…