Meleğim - Birinci Kısım

Beni hayata döndüren meleğime..

2008 yılıydı. Çok fırtınalı geçen bir dönemin sonunda 6 yıllık bir aşkın enkazı altında kalmıştım. O kadar canım yanıyordu ki ruhumu köpekler koparıp koparıp parçalıyorlar gibi hissediyordum. Ruhum bir daha eskisi gibi olamayacak şekilde paramparça olmuştu. Artık yaşamının bir anlamı olmadığını düşünerek ot gibi yaşıyordum adeta.

Derken 3 Kasım günü o çıktı karşıma. Şimdi düşünüyorum da o gün resmen benim yeniden doğmam için bir melek gönderilmesi planlanmış. Bir tesadüf sonucu tanışmıştık. Açıkçası pek bir heyecanla bir tanışma değildi. Elimden geldiğince tatlı bir sohbet olması için uğraştım ama acılı, dertli bir karakter vardı sonuçta ortada. Normalde sıkıntılarımı yanımdakilere yansıtmam. Onlar beni her şeye gülen, geyik bir karakter olarak bilirler. Halbuki fırtına içerde kopmaktadır. Ama o zamanlar her şey değişmişti. İç dış hiç bir şey kalmamıştı bende ve her ne kadar derdimi yansıtmak istemesem de sohbet dönüp dolaşıp oraya gidiyordu çoğu zaman. Sıkılacağından korkuyordum. Ama o beni sıkılmadan dinliyor, Duygularımı paylaşmaya çalışıyordu. Zaten o da biraz dertliymiş. O döküldü, ben döküldüm, o döküldü, ben döküldüm :) Sohbetlerimiz arttıkça birbirimizde unutmaya başladık dertlerimizi. Birbirimizin trajik halleriyle dalga geçerek gülmeye başlamıştık artık. Bu dalgaların en meşhuru Polyanna fıkrasından da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Fıkrayı anlatırdım ama açık bir fıkra olduğu için pek doğru olmaz :) Zamanla sohbetlerimizde arttı, paylaştıklarımızda, birbirimize olan hislerimizde..

Devam edebilir,
RaistLin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)