Ankara'ya gidemeyişim

Bir aydır yazmak gelmiyor içimden. Ankara yazısından sonra yazmaktan soğudum. O yazıyı yazarken ne kadar özenmiştim Ankara'ya gitmeye. Bir şeyler için özellikle de değer verdiğim şeyler için özenmek hoşuma gidiyor. Güzel olsun istiyorum yaptıklarım hatta en güzeli. Yani en azından güzel yapmaya çalışmak bile hoşuma gidiyor ama terslikler de olmuyor değil. Hayat işte güzellikler olduğu kadar terslikler de var. Benim için ise sorun şu o kadar özene bezene yapmaya çalışırken bir işi en ufak bir olumsuzlukta soğuyorum; hevesim kaçıyor. Ankara'ya gitmeye çalışırken de böyle oldu..

Ankara'ya gidip neler yapacağıma dair planlarımı anlattığım blog yazımı gece bir civarı bitirmiştim. Sonrada bakayım dedim ne ile gideyim; biletler ne kadar falan diye. Aslında tren yolculuğunu seviyorum; hem daha da ekonomik oluyor otobüse nazaran. Ama Ankara otobüsü de evimin yakınlarından kalktığı için daha kolayıma gelebiliyor bazen. İkisi de uygun benim için. Zevkime kalıyor yani hangisini tercih edeceğim :) Bu seferde treni seçtim. Genelde de ne olur ne olmaz bir son dakika aksiliği falan çıkar diye de biletlerimi hep son dakika alırım ki bilet ve planlar boşa gitmesin. Ama son dönemlerde de bu huyumu kırmaya çalışıyorum. Düzenli ve planlı yaşamaya çalışıyorum. Hem bu nedenden hem de baktım internetten alınan biletlerde çok uyguna geliyor. Gece iki de bir gün sonrası akşamı için aldım bileti. Buraya kadar her şey yolunda. Sabah bir uyanıyorum saat yedide: aman Allah'ım! Acayip midem bulanıyor, acayip halsizim. Neyse biraz daha dinlendim, biraz geçer gibi olunca kalktım işe gittim. Geçici bir bulantı diye düşünüyordum. Ama hiç de öyle olmadı! Bütün günü midemki rahatsızlıkla geçirdim. Bir yandan da kara kara düşünüyorum ya akşama kadar geçmezse ne olacak? Nasıl çıkacağım ben yola falan diye. Neyse geçer geçer diye teselli ediyorum kendimi. Pis de bir huyum var; yatağa düşene kadar yani şartlar beni zorla vazgeçirene kadar yapmak istediğim şeyden de vazgeçmem. Kararlıyım sonuna kadar! akşama çıkacağım yola! Neyse işten çıktım. Eve geldim. Dedim dinleneyim yola çıkış saatine kadar. Biraz dinlensem geçer herhalde. Genelde de dinlenince geçiyor midemdeki rahatsızlık. Annemde bir yandan diyor: bu halde yola mı çıkılır manyak! Otur götünün üstüne! Biletleri de açığa çevir sonra gidersin falan diye söyleniyor. Haklı da! Ama gel gör ki rahatsız bir karakterim ben :) Gideceğim dediysem gideceğim! Son dakikaya kadar savaşacağım midemle :) Ama artık yola çıkma vakti geldiğinde midem kazanıyor. Midemki rahatsızlık ve dolayısıyla türeyen halsizlik geçmiyor. Değil gitmeye ayağa kalkacak halim yok! Garı arıyorum biletleri açık bilete çevireyim diye. Kadın bana sistemde bir sorun olduğunu dolayısıyla ancak gişelerden işlem yapılabileceğini söylüyor. Manyak kadın! :) Gara gelebilsem zaten Ankara'ya giderim :) Neyse sonuçta ne Ankara'ya gidebiliyorum, ne de biletleri iptal edebiliyorum. İkisi de elimde patlıyor :) Yatım dinleniyorum mecburen. Bana yine hüsran bana yine hasret :)

İşin acıklı yönü ne biliyor musunuz? Sabah kalktığımda midemdeki rahatsızlıktan eser yok! Sanki hiçbir şey olmamış gibi! Ben bu şansa ne diyeyim şimdi? Annemin konuyla ilgili güzel bir tespiti var: Cebindeki elli lira -biletlerin tutarı- rahatsız ediyormuş seni :)

RaistLin

Yorumlar

  1. Merhaba,Ankara'ya gidebilmeyi ben de çok isterdim. hiç gitmeidm ama güzel bir yer olduğu düşüncesindeyim. Ben de sizi bloğuma beklerim. Sevgiler.. :)

    www.LensMarket.Com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)