Bana herşey sizi hatırlatıyor :)

Hayatımda en çok hoşuma giden şeylerden biri sabah uyanıp dışarı baktığımda her yerin bembeyaz olduğunu görmektir. Gerçekten çok güzel bir görüntü benim için. Ne kadar süre izlesem sıkılmam inanın. Hele elimde bir kupa salep veya sıcak çikolata da varsa değmeyin keyfime :) Geçenlerde bu düşüncemi iş yerimdeki arkadaşım Barbie - kendisine önceki çalıştığı yerde Barbie dedikleri için bende Barbie diyorum :) - Bu güzel manzarayı izlemek onunda hoşuna gidiyormuş. Bende böyle güzel şeyleri birileri ile ilişkilendirip hatırlamayı sevdiğimden artık ne zaman bu manzarayı izlesem o da izliyormuş gibi düşünüp tatlı bir tebessümle onu hatırlayacağım :)
Bunu düşünürken bende özel yere sahip olan diğer sevdiklerim ve hatıraları da aklıma gelmeye başladı. Şöyle odama bir baktım. Kendimi şanslı hissettim. Çevremdeki herkesten özel bir şeyler vardı bende. Meleğimin hediye ettiklerinden güzel bir tablo duvarımda asılıydı, masamda Kıbrıs'tan getirip hediye ettiği gemiciği vardı :) Gemiciğin hemen yanında ise Clementine'nin bilgisayar ve modemin yaydığı radyasyondan beni korusun diye hediye ettiği kaktüs vardı - kaktüsün etrafındaki radyasyonu emme özelliği varmış - ve daha bir çok şey gördüm odama şöyle bir göz attığımda. Her gördüm şey o güzel o güzel zamanları tekrar yaşattılar bana. Bazıları ile şimdi görüşmüyorum bazı tatsız olaylardan dolayı. Ama her ne kadar şimdi görüşmesem de yaşattıklarının değeri değişmeyecek ve unutmayacağım onları.
(Bunları yazarken aklıma bir de lisedeki bir anım aklıma geldi :) Hoşlandığım bir kız vardı o zamanlar. Bir gün üstümde kalmış bir saç telini gördüm. - Saçı da rapunzel gibiydi :)- O sırada da aklıma Türk filmlerinden bir kare geldi. Hani sevdiklerinin bir mendilini onlardan bir parça diye ömür boyu saklarlar. Sevilen kişinin mendildeki kokusunu koklayıp onu hatırlarlar falan :) Bende bunun saç telini alıp; bunu bir ömür boyu senden bir parça olarak saklayacağım deyip o sırada yanımda bulunan kompozisyon kitabımın arasına koymuştum. Yıllar sonra üniversitedeyken bir gün kompozisyon kitabını gördüm evde. Ana bir baktım ortasından ufak bir parça tel sallanıyor :) Açtım o sayfayı upuzun sarı teli bulmuştum. İlk önce o günleri hatırlayarak duygulanmıştım biraz; sonra da kızıp çöpe atmıştım. Fena kavga ederek ayrılmıştık çünkü. Hey gidi günler hey :) Nasıl bir manyaksam artık :))
Bunları düşündükten sonra bir şekilde özel şeylerle gitmek istedim işe bugün. Gözüme Clementine'in ördüğü kazak, atkı ve bere üçlüsü ilişti. Bu seneye kadar da hiç kazak giymemişimdir doğru düzgün. Hem tarzını sevmem çok yaşlı gösteriyor; hem çok yapışıp beni sıkıyormuş gibi hissederdim; hem de çok kalın gelirdi bana. Ne kadar soğuk olursa olsun kalın kıyafet giymeyi sevmezdim. Rahat ve sportif kıyafetler tercihimdi bu seneye kadar. Ama bu sene ne olduysa, nasıl bir zevk değişimi yaşadıysam kazaksız çıkmadım bir yere :) Neyse baktım dışarı sağlam bir soğuk var. Hem özel hem kalın olsun diyerek Clem'in hediye ettiği kazağı giyerek işe gidiyorum bugün.
Bana yaşattıklarıyla hayatıma renk katanlar sizi seviyorum iyi günde de kötü günde de :)
RaistLin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)