Ne bekliyordun ki?

   Sabah 8.30'da işe gelip, bilgisayarının başına oturup, merakla "ne yazmış?" diye mail'ı hızlıca açarken ne bekliyordun ki? Dört yıllık bir aradan sonra nasıl bir cevap bekliyordun? Yaşanmış onca şeyi atlatıp "evet, iyim. Yaşadıklarımızı geride bırakmayı başardım; onlar sadece gençlik anıları artık.." diyeceğimi mi tahmin ediyordun? Hiçbir şey yaşanmamış gibi mi hareket edeceğimi düşünüyordun? Ne düşündün de dört yıldır onca şeye cevap vermedikten sonra, şimdi "nasılsın?" diye sorabiliyorsun? Formaliteden mi sordun? Son yılımızda ben senin doğum gününü formaliteden kutlarken söylediklerin hala aklımda.. Gerçekten beni merak mı ettin yoksa..?
   Ayrılırken bile söylemiştim. Benden ayrıldıktan sonra bir zaman beni mutlaka özleyeceksin, düşüneceksin, merak edeceksin "Acaba o ne yapıyor veya onla devam etsem nasıl olurdu?" diye.. Ama açıkçası evlendikten sonra hareketlerine yansıtacağını, iletişime geçeceğini hiç tahmin etmiyordum. Gerçi son zamanlarımızdaki hareketlerini de tahmin edemez olmuştum. Şaşırdım açıkçası..
   Evet, senden sonra net bir biçimde yıkıldım; paramparça oldum. Ama her şeyin ilacı olan zamanla ayakta kalabildim veya kalmak zorundaydım galiba ailem için, sevdiklerim için.. Gene zamanla yapmam gerekenlerin, sorumluluklarımın, senin beklentilerinin doğruluğunun farkına vardım. Geç de olsa bir şeyler için çabalıyorum artık.. Çalışmamı görseydin duygulanır, ağlardın eminim.. Pişmanım da hatta. Hatırlarsın beraber kütüphaneye gittiğimiz zamanlar sen oturup ders çalışırken, ben yanında oyun oynardım anca. Keşke o zaman senle beraber ders çalışsaymışım. Anca anlıyorum değerini. Şimdi oturup Cromwell ile çalışıyorum deli danalar gibi. :) Gene güzel bir şeyler olacak elbet "gerçek hayatta" ama her zamanki gibi geriden gelerek ve senin kattığın tat olmadan..
   Ama gel gör ki konu "sen" olunca "senle yaşadıklarım" olunca ben hala o kordonda, o bankta arkandan bakar bir şekilde bıraktığın Raist'im hala.. Biliyorsun "gerçek hayat" bir yana, sen bir yanaydın. Bu hala değişmedi; belki de değiştirmek istemedim; belki de değiştiremedim..
   Sorduğun alt tarafı basit bir "nasılsın" sorusu için sabahtan akşama kadar düşündüm nasıl bir cevap vereyim diye.. Gene böyle içimde birikenleri mi döktükçe dökeyim mi, yoksa nazik bir cevap mı vereyim diye.. ve nasıl bir salaklıkla hareket ediyorum kendim de anlamıyorum ama olan olduğu, seçimini yaptığın, düzenini kurduğun için gibi saçma sapan bir çok düşüncemden dolayı, düzenini bozabilecek bir şey söylemek istemedim. Benden yana sana olumsuz bir etki olsun istemedim ve bu yukarıda yazdığım şeyleri söylemedim..
 
   RaistLin

Yorumlar

  1. sanırım bu yazın etkısınden dolayı eskı sevgılılerın kafalarına fazla günes gecıo ondan dolayı dönüyolar cunku kısa bı zaman once bende aynısını yasadım..ama evlı olması olayı karısık bı olay su an yazında okuduğum kadarıyla.bence hıc yanıt verme sorusuna.bekar olsaydı cevap yaz derdım ama evlı olması su an benı cok dusundurdu.

    YanıtlaSil
  2. :) Her zamanki gibi çok tatlısın biricit. Güneş geçmiş olabilir onun kafasınada, haklısın. :) Hikaye aslında son senesine kadar çok açıkken o son seneyi ve sonrasını hala ben bile hala anlamadım :) Geri dönmek için değil de merak, pişmanlık ve belki bir ihtimal arkadaş kalma isteğiyle sorduğunu düşündüğüm için, biraz da bunca şeye rağmen gene kıramadım, biraz da hala aklının bir yerlerinde ben olduğunun verdiği hoş bir duyguyla -nasıl bir hoşluksa bu artık- nazik ve resmi bir cevap yazıp ayni resmilikte bir cevap aldım. Ama ikinci cevabının arkasında bu sefer başka bir soru yoktu. Bakalım başka gelişmeler olacak mı?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)