Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GizLi Bahçem

O kadar seviyorum ki hayal dünyasında yaşamayı.. Orası benim istediğimi özgürce yaşayabildiğim gizli bahçem adeta.. Ne tanrı, ne aile, nede başka herhangi birşey düşünme kaygısı yaşamadığım sadece ve sadece kendi istediklerimi yapabilme şansım olan tek yer..

İstediğim zaman kahraman olabiliyorum, istediğim de kötü karakter ve inanın iki tarafı da oynamak çok zevkli oluyor.Mesela şöyle yapıyorum artık: Birisine mi kızdım; karşımdakini hiç sallamıyorum. Geçiyorum hemen hayal dünyama artık canım hangi işkenceleri isterse onu uyguluyorum orda ona :p Saw yada Tarantino kimmiş benim yaptıklarım yanında :p veya çok hoşuma giden birşey olursa hemen kuruyorum pembe panjurlu yeşil çimenli hayalleri mesela :)

Bu çok taraflı oynayabilmekle, olayların içindeki herkesi yaşayabiliyor ve anlayabiliyorsun. Bi taraftan mahrum kalmıyorsun ve yaptıkların illa bir sonuca bağlanmıyor iyi yada kötü, doğru yada yanlış diye; yada yargılanmıyorsun; değerlendirilmiyorsun yaptıklarından dolayı.. Sadece ve sadece …

Bir aşkın içinden bant yayın

Biten bir aşkın arkadasından salladıklarımı okudunuz çoğu zaman. Bu seferde sizi geçmişe, bir nebzede olsa içine çekip dedim, geçmiştende olsa onun düşüncelerinin ufak bi parçasını paylaşım dedim:
"Aşkım, hayatıma en güzel renkleri katan tek ve ilk insan, Bu mektup nerden çıktı diyeceksin ama seni çok özledim. Seninle konuşmak istedim ama telefonun kapalı. Bende düşündümki her aşkın bir mektubu olur. Bu da bizimki olsun. Aslında birşeyler yazmamız değil miydi bizi birbirimize sırılsıklam aşık eden. Şu anda evde yalnız oturuyorum, müzik dinliyorum, seni düşünüyorum ve seni özlüyorum. Ayrıca bu mektubu yazıyorum. Aslında buna mektup denemez. Ne siliyorum ne de tekrar yazıyorum. Yaptığım tek şey aklıma gelen ve kalbimde olan her şeyi yazmak. Belki bu mektubu okuyacaksın, belki de vermicem bile. Bikaç gün sonra buraya gelirsen eğer belki senin için düşündüklerimi ve daha da önemlisi hissettiklerimi kendimde o cesareti bulabilirsem söylerim ama belkide o cesareti bulamayacağım. Ama e…

Göç

Gene yazılarımdan birini yazarken farkettim de hep bi savaş halindeyim; özellikle de kendimle.. Kale gibi sağlam ördüğümü sandığım kendi düşüncelerimi başkalarından önce gene kendim çürütmeye çalışıyorum. Acaba düşündüğüm şeyin yanlışı,eksiği kısaca negatif bir yönü var mı diye? Bu yaklaşımımın bi kötü yönü daha var aslında. Kendi kendimi çürütsem de o çürütme sadece bende kalıyor.Karşımdakine bunu yansıtmıyorum, haklı konumda kalmak için :p Kötü biri miyim ben? Evet, heralde, sanırsam, galiba.. Yakında şizofrene bağlarım ben :p Aslında yanımda taşıdığım 2. bi hayali ilker vardı hep.. Ama şimdi değişen şey şu galiba: sanki o gerçek oluyor, bense hayal dünyasına göç ediyorum. Kötü birşey mi? Sanki hayır gibime geliyor. Göçmek istiyorum sanki bir yerlere.. Otomatik pilota bırakıyorum kendimi.. :)

Ben kendim ve O

Çok garip birşey seni düşünmeyeni düşünmek...

Senin aklından en ufak bir ayrıntı bile çıkmayıp, otu boku bile hatırlıyorken, onun tikinde bile olmuyor senin onu düşünmen. Seni umursamadığının farkındasın, bunu biliyorsun, ama sen onu düşünmeden de edemiyorsun; ısıtıp ısıtıp önüme getiriyor eskileri zihnim (zihnimi ...) . Ama bir yandan da düşünmek istememeye çalışıyorsun. İçinde bir savaş halindesin. Benle kendimin, aklımla duygularımın savaşı ve savaşın galibi nedenini bilemesemde duygularım oluyor. Ama bir galip olduğu halde neden aklım değil de ben yıkıldım, neden enkaz altında kalan benim?

Gökkuşağı

Bakmayın öle bu ne len bi gökkuşağı, bi yağmurlu hava durumu programları der gibi.. Başkasında görsem bende öle derdim. Ama çok pis denk geldi :) Dün öle keyfim yokken, kafam geçmişte dolanırken falan çok sevdiğim 2 dostum aradılar dün. Öle mutlu öle mutlu oldum ki anlatamam. O yağmurlu moralimden sonra adeta gökkuşağı olup açtılar benim için. Bu 2 dostum gerçekten hayatı paylaşmaktan keyif aldığım dostlarımdandır. Ama biraz teknoloji kullanımı özürlü oldukları için zor haberleşiyoruz. Uzun bi zaman olmuştu görüşmeyeli. Bir hasret giderdik, bir sohbet, bir gırgır şamata.. Allah'ım nasıl hasret giderdik anlatamam. Gerçekten çok özlemişim onları..
Düşünüyorumda dostlarım, onlarla yaşadıklarım benim herşeyim. Her biri hayatıma ayrı bi renk katıyorlar. Her biri beni hayata bağlayan ayrı bir damarım sanki.. Hepinize herşey için çok çok teşekkürler. Yaşıyorum sizinle..

Moral Durumu: Yağmurlu

D. Karadeniz'de şöle bir durum vardır: Sabah 7'de fındık toplamaya gitmek için şöyle bir gökyüzüne bakarsın; hava izin vercek mi fındığı toplamaya dersin. Çünkü özellikle yazın 30 günün en azından 23 günü falan yağmur yağar. Sadece o bir haftada toplar ve kurutmaya çalışırsın fındığı. Neyse bir bakarsın gök yüzüne bulutsuz, pırıl pırıl, güneşli bir hava vardır. Hah dersin bugün bayağı bi toplarım fındığı. Başlarsın toplamaya. Derken saat 10'a doğru bi gölgeler kaplar ortalığı. Noluyor falan dersin. Bikaç bulut görürsün gökyüzünde. Neyse heralde yağmur yağmaz diyerek toplamaya devam edersin. Saat 12 olur bi bakarsın kovadan boşalırcasına yağmur yağıyordur. Bi anda değişmiştir hava. Hangi ara toplandı o kadar bulutta, böyle yağmur yağıyor dersin. Bi anda olmuştur herşey. İşte öyle hissediyorum kendimi..

Cennet Cehennem!?

"Onunla yaşamayı öğrendim. Onsuz yaşarken ölü olmayı.." gibi şeyler düşünürken mini bir cehennem simülasyonunda yaşadığımı hissettim sanki. Yoksa bazılarının dediği gibi cennet ve cehennem bu dünyada mı aslında? Hani cehennemde ölüp ölüp diriltileceksiniz ya da ona benzer şeyler derler ya din kitaplarında sanki bu dünyada onu yaşıyorum. Uyuduğumda unutuyorum, hiçbir şey hissetmiyorum ama uykudan sonra aynı acıyla kalkıyorum. Acıya kaldığı yerden devam. Kalbimde önce o yani mutluluk vardı, şimdi ise onu almışlar acı koymuşlar sanki. Damarlarımda acı akıyor gibi hisediyorum. Hatırladıkça nefessiz kalıyorum, ağlama nöbetleri geliyor durduk yere. Ota boka ağlıcam nerdeyse.. Eğer onsuzluk cehennemse demeki ben onlayken cenneti yaşadım. Peki ne ettim de kovuldum cennetten? Çok mu günah işledim? Peki tekrar dönebilecek miyim cennete? Yoksa cehennemde kalıp ölüp ölüp diriltilip ebediyen cezalandırılacak mıyım?

Kartpostal

Karlı havayı özlüyorum.. Çocukluğumdaki karlı hatıraları özlüyorum. Uyandığımda heryerin bembeyaz olmasına bayılırdım. Karpostal içinde yaşarmış gibi hissederdim kendimi. İnanılmaz güzel bir duyguydu benim için. Dizimize kadar kara battığımızı, yürümeye çalışırken yürümek yerine daha çok yuvarlandığımızı, karla boğuşurken ki şamatayı, kartopu savaşlarını, kartonları alıp yükseklerden kaymaya çalıştığımız zamanları hatırlarım. Gerçekten çocuk gibi şendik o zamanlar..Şimdi ise karlı havayı sadece kartpostallarda görür gibiyiz..