Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kısa Bir Ara

Askerlik görevim nedeniyle 6 ay kadar tüm dünyadan ve haliyle blog dünyasından uzak kalacağım. Bugüne kadar burada benim karalamalarımı takip eden arkadaşlarıma, sevdiklerime teşekkür ederim. Herkes kendine iyi baksın :) bir aksilik çıkmazsa hazirandan sonra tekrar görüşmek dileğiyle..

Prenses Asuneya -IV-

-III-den devam...

İkisi de deli miydi, yoksa olayın sihrine mi bırakmışlardı bilinmez ama ikisi de ilk yüz yüze görüşmelerine kadar birbirlerini görmek istemediler. O ilk tanışacakları gün ise birbirlerini nasıl tanıyacaklarını sorduklarında Raist kendisini tanımanın çok kolay olduğunu beyaz bir sweatshirt giydiğini bu soğukta sadece sweatshirtle dolaşan hem de beyaz sweatshirtle dolaşan bir manyak olacağını tahmin etmediğini söylemişti :) Nitekim öyle de olmuştu. Asuneya Raist'i tanır gibi gelmişti yanına. Raist biraz şanslı hissetti kendini. Asuneya güzel biri çıkmıştı; ama çok mesafeli davrandığı için de korkmuştu biraz. Acaba o kendisinden hoşlanmadı mı acaba diye tereddüt etmişti. Ters davranmıyor, konuşuyor ama ne gülüyor ne de sıcak davranıyordu. Buzdan prenses gibiydi. Raist'in heyecanı kırılmıştı biraz :( Bütün gün gezdiler, Asuneya Kara kenti gezdirdi Raist'e ve sanaldaki sohbetlerine kaldıkları yerden devam ettiler. Saat 10 gibi olduğunda Raist Asuneya'yı …

Prenses Asuneya -III-

-II- den devam..

9 Nisan gecesi yola çıkma vakti gelip çatmıştı. Altı saat süren bir yolculuk olduğu için gece binip sabah Kara kentte olmayı daha uygun buldu. Gece on iki arabasına bindi. O zamanlar hem yolu izlemeyi sevdiği için, hem de heyecandan uyuyamamıştı bir türlü. Nasıl heyecanlı olmasın? Hiç görmediği biri için, hiç bilmediği bir şehre gidiyordu. Bir çok kişiye göre delilikti bu yaptığı :) Ama meraklı, maceracı ruhu ve güzel şeyler tanıyacağı ve yaşayacağına dair hissi bu deliliği yapmaya değer diyordu. Yolculuk sırasında Dolu'ya kadar bir sıkıntı yoktu. Bildiği sınırlar içindeydi Dolu. Ama Serede'den sonra ortalık bir anda açılmıştı. Her yer çayır, çimen gözüküyordu karanlıkta anlayabildiği kadarıyla. Çok garipsemişti Raist. Serede'ye kadar etrafı bina, ağaç, deniz kaplarken. Serede'den Kara kente kadar çayır, çimenden başka bir şey görememişti. "Nasıl bir yere gidiyorum ben ya?" diye söylendi kendi kendine :)

   Saat 6 civarında otogara vardı, o…

Barbie: Ara Karalamalar -II-

Etrafımda sen olduğun zaman veya seni düşündüğüm zaman zihnimde ayrı bir dünya, sen dünyası oluşuyor. Güzellik ve heyecan dünyası gibi bir şey. Etraftaki her şey siliniyor sen yakınımdayken, sadece sen gerçek oluyorsun.. Ama galiba bu dünya masal dünyasına daha çok benziyor ve sen o masalın prensesisin. Güzel prenses Barbie..

Prenses Asuneya -II-

-I- den devam..
   Bu arada Raist'in hatırladığı minik anılardan birisi de Asuneya'nın okuldan birinin kendisinden hoşlandığını söylemesiydi. Bunu okuduğu anda başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. Raist ondan yavaş yavaş hoşlanmaya başlamıştı ama bunu daha ona anlatamadan bu durum çıkmıştı ortaya. Asuneya bebenin -Kara kentliler böyle bir tabiri vardı: bebe. Gençler için falan bebe derlerdi :)- ondan hoşlandığını ama ne yapacağını bilemediğini söylemişti. Raist ise bir yandan Asuneya'nın düşüncelerini öğrenmeye çalışırken, bir yandan da Asuneya'nın da ondan hoşlanmaması için bol bol dua ediyordu içinden ve şanslıydı Raist. Asuneya öyle tikycan tipleri sevmezdi ve onunla da ilgilenmemişti.
   Uzun uzun sohbetlerden sonra artık hem Asuneya hem de Raist birbirlerini görmek ve arkadaşlıklarını sanallıktan gerçeğe taşımak istiyorlardı. Ama bu çok sancılı bir süreç olacaktı. Çünkü hem sanaldan gerçeğe geçmenin kendisi bir çok soru işareti taşıyordu, hem iki ayrı şehi…

Barbie: Ara Karalamalar -I-

Biliyor musun seni tanıdıkça, hoşlandığımı hissettikçe, yanında olmayı, gülüşünü, tatlılığını görmeyi istedikçe, tatlı sohbetini paylaşmak istedikçe mağazaya uçarak gelmeye başlamıştım artık resmen. İşe gelmeden önce bugün gene neler yapacağız, birbirimizle nasıl uğraşacağız, bol bol gülüp eğlenebilecek miyiz, güzel şeyler paylaşabilecek miyiz düşünceleri dolaşıyordu hep kafamda. Hatta seni mutlu edebilecek nasıl sürprizler yaparım diye de saatlerce kafa yoruyordum. Çalışmak, senle beraber çalışmaya başladıktan sonra, sıkıcı, işkence olmaktan çıkıp keyifli olmaya başlamıştı. Hoşlanıyordum etrafımda olduğunu hissetmekten..

Prenses Asuneya -I-

->Her şey hala dün gibi sanki..
   Bir varmış bir yokmuş; evvel zaman içinde kalbur zaman dışında Hayal dünyasının Boğaz şehrinde Raist adında biri yaşarmış. Raist, liseye gittiği dönemde bilgisayarla uğraşmayı ve oyun oynamayı çok severmiş ve bir gün bu bilgisayar hobisi ona okurken çalışma fırsatı sağlamış. Hem okumuş, hem de kendi harçlığını çıkarmaya başlamış ama hem para kazanmak hoşuna gittiğinden, hem de aynı zamanda hem çalışıp hem üniversite sınavına hazırlanmakta zorlandığından liseyi bitirdiği sene üniversiteyi kazanamamış maalesef. Liseden sonraki sene ise işe gene devam etmiş; ayrıca üniversite hedefini de evde çalışarak gerçekleştirmeye çalışmıştı.    Derken soğuk bir Şubat günü her sabah yaptığı gibi erkenden dükkanı, bilgisayarı ve chat sayfasını açıp temizliğe koyulmuştu. Chat onun için farklı insanlar ve dolayısıyla dünyalar tanımak için çok eğlenceli bir araçtı. O yüzden işi olmadığı zamanlar zamanının çoğunu internette ve chat'te geçirir; işi olduğu zamanla…

Çelişkiler 2

Bir vahim durum daha var ki o da bir şey bildiklerini sananlar.. Aldıkları cacık eğitimle veya birilerinin torpiliyle bir yere gelmekle veya birilerinden (abilerinden, hocalarından (!)) duyduklarıyla her konuda söz söyleme hakkına sahip olduğunu sanırlar.    Üzüldüğüm şey şu savunulan bilgi  ya da düşüncenin incelenmeden savunulmaya çalışması. Kaldı ki şu zamanda her türlü yolla bilgi kirliliği yaşandığını veya bilgilerin taraflı hale geldiğini düşünüyorum. Böyle bir zamanda bilginin iki hatta daha fazla kez incelenmesi gerekiyor bana göre Ama gel gör ki çoğu kez kopyala - yapıştır düşüncelerle karşılaşıyorum artık. Bazen soruyorum karşımdakine "İyi, güzel söylüyorsun da neye dayanarak bunları söyleyebiliyorsun?" Şu zamana kadar hiç tatminkar cevap aldığımı söyleyemem :) veya aldığım cevap en fazla "şu kişi dedi ki.." oluyor. "Gerçekten çok sağlam kaynaklarmış" diyorum bende içimden :)    Kendimce bu durumun genele yayılmaya başladığını düşünüyorum v…

Çelişkiler 1

Bazen bazı insanları izlerken çok gülüyorum hakikaten :) Söyledikleri ile savunduğu düşünceler ile yaptıkları arasında bu kadar çelişki, bu kadar uçurum olabilir mi ya? Çok trajikomik geliyor bana! Aslında incelenen unsur insan olunca garipsememek gerek! Ama ne bileyim insan pes demeden de edemiyor! Gene de bu kadar olamaz diyor veya olmasın  diyor ama oluyormuş işte.. Gene her zamanki gibi acı gerçekler..    Güya toplumu düşünen bazı insanlar (herkes için söylemiyorum bunları, istisnalardan bahsediyorum) , herkes için eşitlik, adalet, sol, marx vs vs gibi düşünceleri savunanlar; nasıl oluyor da iş kendine gelince bireyci, çıkarcı, bencil olabiliyor? Bu nasıl bir ironidir, çelişkidir? Benim derdim hangi düşünce doğru ya da yanlış falan incelemek değil; aynı düşüncem başka türlü düşünüp davrananlar için de geçerli! Ben çelişkiyi tutarsızlığı anlayamıyorum..    Şunu da anlayamıyorum acaba bu düşünce ve davranış biçiminde olanlar acaba nasıl toplumsal kalkınmayı, mutluluğu yani toplu…

Geçmişi Film Tadında izlemek

"Senle konuştuktan sonra odaya gidip pencerenin dışından bir avuç kar aldım. Elimde yavaş yavaş erimesini sadece izledim. Bir şey yok olurken, ki bu bir avuç kar bile olsa, ne kadar acı veriyor insana bunu fark ettim. "

   "Biraz önce ağlamak üzereydim. Bilmiyorum. Ben seni istiyorum. Küçük çocuklar gibiyim dimi? Yine böyle ağlamak üzere olduğum bir gün bilirsin bir şarkı var ya -yerine sevemem- diye o çıkmıştı.     Senden uzakta hep bir şeyler eksik     Gönlümde derman yok inan bir nefeslik
    Ne bir avuntu ne de biraz ümit     Ne yaptın bana nedir bu sessizlik     İçimde bir şey acıyor sen gelince aklıma     Yerine sevemem     Razıyım yapayalnız tükensin yıllarım ama      Yerine sevemem     Olmuyor denedim yine de yerine sevemedim her şeyi..."
    Bir yazdığın mektuplara, kartlara bakıyorum, bir de şimdi yaşadıklarımıza... Aradaki 1000 farkı bulmaya çalışıyorum :) Film tadında bir dönem yaşadığım için kendimi şanslı mı sayayım yoksa filmlerdeki gibi çok derin acı…

Kutupyıldızım kayboldu bu akşam

Bunca zamandır saçmalıyordum, haklısın. Artık başka bir hayata devam ediyorsun ama ben hala rahatsız ediyordum seni. Ama neden? Neden böyle manyakça hareket ediyordum? Terk edilenin klasik sergilediği davranışlar mıydı benimki? Kıskançlık, hırs, terk edilmeyi hazmedeme miydi? Yalan yok hepsi vardı büyük ihtimalle ama daha çok saf "üzüntüydü". Değerli bir şeyini kaybetmenin, artık olmamasının verdiği hüzün, boşluktu. Hatırlar mısın bilmem zamanında birbirimiz için ailemizden çok birbirimizi sevdiğimizi söylerdik. Ben böyle düşündüm, hep prensesimmişin gibi düşündüm ve hep öyle düşünmek istedim gerçekten. Çünkü bana göre iyi günde de kötü günde de çok iyi anlaşıyorduk, birbirimizi çok iyi anlıyorduk. İkimiz için pembe hayaller kuruyordum hep gerçekten. Tamam o zamanlar her şey çok zor geçiyordu, belki bu hayalleri gerçekleştirmek çok zor görünüyordu ama ben tüm kalbimle inanıyordum gerçekten. Bir gün mutlaka hayallerimiz gerçek olacaktı..    İlişkimizin son dönemlerinde bi…

Boş Kağıt

Gene neyi düşünürken geldi aklıma bilmiyorum. Sanırım gene yoğun çalışma, kendi kendime uyguladığım aşırı baskının sonundaki isyandan sonra gene herşeyi boşverme duygusu ağır basınca geldi aklıma sanırım bu boş kağıt düşüncesi..    Bazen bunalınca sıkılınca gözüm kararır. Sonucu ne olucaksa olsun, en kötü şey olacaksa bile boşveririm, yapmam o şeyi. Yeter ki bir rahat nefes alıp, bir kafam rahatlasın. Nasıl olsa bir şekilde daha sonra hallederiz. İmkansız diye bir şey yoktur ne de olsa..    Bu düşünceyle bir çok defa saçma hareketler sergiledim onlar geldi bu gün aklıma :) Bunlardan ilkini lisede analitik geometri dersinde yaptım. Doğru düzgün çalışmamıştım. Şöyle bir baktım sorulara. Baktım ümit yok, hiç kasmanın da alemi yok. Arkadaşlara dedim "oğlum ben yapamıyorum boş kağıt verip çıkacağım!"  "Manyak mısın oğlum kopya mopya hallederiz bişiler otur yerine" falan dediler ama ben o dersin seneye kalacağını bile bile boş kağıdı verdim ve çıktım. Allah'tan …

Ne bekliyordun ki?

Sabah 8.30'da işe gelip, bilgisayarının başına oturup, merakla "ne yazmış?" diye mail'ı hızlıca açarken ne bekliyordun ki? Dört yıllık bir aradan sonra nasıl bir cevap bekliyordun? Yaşanmış onca şeyi atlatıp "evet, iyim. Yaşadıklarımızı geride bırakmayı başardım; onlar sadece gençlik anıları artık.." diyeceğimi mi tahmin ediyordun? Hiçbir şey yaşanmamış gibi mi hareket edeceğimi düşünüyordun? Ne düşündün de dört yıldır onca şeye cevap vermedikten sonra, şimdi "nasılsın?" diye sorabiliyorsun? Formaliteden mi sordun? Son yılımızda ben senin doğum gününü formaliteden kutlarken söylediklerin hala aklımda.. Gerçekten beni merak mı ettin yoksa..?
   Ayrılırken bile söylemiştim. Benden ayrıldıktan sonra bir zaman beni mutlaka özleyeceksin, düşüneceksin, merak edeceksin "Acaba o ne yapıyor veya onla devam etsem nasıl olurdu?" diye.. Ama açıkçası evlendikten sonra hareketlerine yansıtacağını, iletişime geçeceğini hiç tahmin etmiyordum. Gerçi s…

Wake Me Up When September Ends

Resim
Neyle uğraşsam sen çıkıyorsun karşıma..  Seni unutmak,silmek istiyorum, hayatıma devam etmek istiyorum. Senden daha iyi kişiler tanımak, senle yaşadığım şeylerden daha fazla şey yaşamak istiyorum ama olmuyor. O dahayı bulamıyorum bir türlü.. Hiçbirşeye de ön yargıyla "sadece senle olur başkasıyla olmaz" düşüncesiyle yaklaşmıyorum aslında. Ama şu ana kadar hep bir şeyler eksik kaldı. O yüzden hep bir mızmız, bir huysuzum. Bunu düşünmek istemiyorum ama "Yanlış zamanda tanımışım, erken tanımışım seni" düşüncesi ağırlık kazanmaya başladı. Kendimi tamamlama bölümünün sonunda tanısaymışım düşünmeye başladım. Birbirimizi kaybetmezdik, bir ömür sürerdi belki o zaman.. Ama o zamana kalsa ikimizde birbirimizi tanıyamayacağımızı adımız gibi biliyoruz; üstelik daha ilerde olsaydı, en güzel çağımızı atlamış olacaktık belki de.. Seni tanıma fırsatım olabilecek tek zamandı belki o zamanlar ve burada kader yardım etmiş anlaşılan bana.. (Ama bedelini de fena ödetti galiba) Yaş…

Kaan'ın Tragedyası

Sınavına çalışmaya başlamadan önce her zamanki gibi şöyle bir bakmak istedi internette Kaan. Bakalım bugün neler olmuştu? Acaba o bir şey yapmış ya da paylaşmış mıydı internette? Asıl merak ettiği oydu zaten.  Sayfalarda gezinmeye başlamadan önce her zamanki fon müziklerini de ayarladı. Model'den "Bir Melek Vardı", Gökhan Türkmen'den "Susma",  Emre Aydın'dan "Duymak istiyorum", Sıla'dan "Seni görmeseydim" gibi şarkılarının akustik versiyonlarını dinlerdi çoğu zaman. Bugün de öyle yaptı. Şarkılarını ayarladıktan sonra başladı sosyal medyada gezinmeye. Gerçekte onla çok kısa süreler vakit geçirebildiği için onu biraz daha tanıyabilmek ve hatta iletişim kurabilmek için teknolojiden yani sosyal medyadan medet umdu. Ama her zamanki gibi şansı yoktu. Doğru düzgün girmiyor ve bir şeyler paylaşmıyordu. Ne zaman şansı yardım etmişti ki bunda da yardım etsin! Kaan gene de belki onu tanıtacak, neler yaptığını belirtecek bir şeyler paylaş…

Şimdilik Olmadı..

Uzun zamandır yazamıyorum. Aslında yazabileceğim bir sürü konu vardı ama ALES sınavına hazırlanıyorum diye erteledim biraz yazıları. Aslında şu dönemdeki takıntım "ÖYP". Nedir bu "ÖYP"? Açılımı "Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı". Son dönemde üniversitelerin bir çoğu öğretim üyesini ihtiyacını bu programla karşılamaya başladı. Bu programın gerektirdiği kriterleri sağladıktan sonra kabul edildiğiniz üniversite ile bir sözleşme yapıyorsunuz ve yüksek lisans ve doktora eğitiminizi tamamladıktan sonra sözleşme yaptığınız üniversitede kadrolu öğretim üyesi olarak görev yapıyorsunuz. İşin en güzel taraflarından biri de aldığınız eğitim sırasında da maaş alıyorsunuz. Hem eğitim alıyorsunuz hem maaş! Bundan güzel bir şey olabilir mi :)    Bu programın benle alakası ise geç kalan kariyer planlamamda :) en ön sırada yer alması. Neden bu kadar önemsiyorum bunu? Çünkü birincisi şu sıralar acayip bir öğrenme, kendimi geliştirme arzusu içindeyim. Bana bir şey katma…

Geç cevaplanan double soslu mimler :)

Aklımda hep cevaplamam gereken 2 mim olduğu var. Ne zamandır yazacağım ama tembellikten yazamıyorum :) Bugün cevaplayayım dedim artık. İnanın bir saattir hangi mimlerdi diye arıyorum :p İnşallah doğru mimleri üzerime alınmışımdır :p Mimler için doktorsherlock'a teşekkürler :)


   Mim 1


1)Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
   Mutlu ediyordu, artık etmiyor. Yeni ufuklara yelken açma vakti geldi.


2)Dilediğin meslek miydi?
   Zamanında evet. Şimdi başka bir meslek diliyorum :)


3)Yalnız mı ilişkide mi yaşamayı seviyorsun?
   İlişkide yaşamayı seviyorum. Yalnız kaldığım zaman kendimle şiddetli geçimsizlik yaşıyorum.


4)Tatsız durumlardan kaçmak için yalan mı söylersin dürüst mü olursun?
   Dürüst olurum. Yalan söylediğim zaman ya da bir şey sakladığım zaman içim hiç bir zaman rahat etmez. İçim rahatsız olacağına ne olursa olsun taraftarıyımdır.


5)Yabancı dil konuşuyor musun?
   Ben dilin kendisine yabancıyım :p


6)Rüyanda ki evde oturuyor musun ve taşınmak yurt dışı?
   Rüyamdaki evde oturmuyorum. Yurt dı…

Ama sen beni anlardın..

Az önce gene kendimce saçma bir yaramazlık yaptım. Ama bu benim için çok eğlenceliydi. İlk önce hemen sana anlatmak istedim. Çünkü bir tek sen anlardın gerçekten neler hissettiğimi, gerçekten o duyguyu paylaşırdın benle. Anlardın heyecanımı. Sana anlatınca daha güzel olurdu her şey. Bunlardan sonra fırçalardın tabi hemen her zamanki gibi olayların haltını çıkardığım için. Ama olsun bilirdim ben benim iyiliğimi düşündüğün için kızardın bana. Hem de tatlı bir kızma olurdu o :) Bende göya fırçalandığım için rahatsız olacağım yerde, tatlı tatlı seni seyrederdim sadece..
   İşin garip tarafı ne biliyor musun? Aradan o kadar zaman geçmesine rağmen gene seninle paylaşsam yaşadıklarımı, şimdi yanımda olanlardan daha iyi hatta en iyi gene sen anlarsın. Bu dünyada, yaşamımda beni gerçekten anlayan biri var biliyorum, yaşadım; ama şimdi uzağım. Seni tamamlayan birinin var olduğunu biliyorsun ama hayatına onsuz devam ediyorsun. Hani en güzel şeyi yaşadıktan sonra, başka bir şey o en güzel şey …

Geçmiş ve Gelecek / Mim

Şu sıralar canım nedense hiç yazmak istemedi. O yüzden bayağı geciken bir mim cevabı olacak bu. Ofelya'ya mimlediği için teşekkür eder; mimini geç cevapladığım için özür dilerim. Geçelim soru ve cevap bölümüne:
Hayatınızda ‘artık yok’ dediğiniz şeyler var mı?    Artık öğrenciliğim yok :) Öğrencilik derken çoğunlukla eğitimi, dersleri özlüyorum gibi bir mana çıkmasın :) O yarı sorumluluklarım, yarı tatlı serseri yaşam tarzım yok artık. Ne kadar okulum bitse de öğrencilik psikolojisinden çıkamadım, çıkamıyorum. Hatta özlüyorum :) O yüzden öğrenciliğe geri dönmeye çalışıyorum zaten :)   
Eskiden bu yana neler değişti sizce? Neleri özlüyorsunuz peki, neleri yad ediyorsunuz?    Şu sıralar değişmeye zorlanıyorum çevremdekiler tarafından :) Tabi ki kimse kötülüğümü istediği için zorlamıyor. Ama ben yaşımın ya da dönemimim gerektirdiklerini, yapmam gerekenleri yapmıyorum; büyüyemiyorum :) Özlediğim şeylerden biri ise lise ve üniversite zamanında yaşadıklarım. ahhh ahhh :) Ya da aklınıza g…

Clem'in Doğum Günü Dileği

Sana bu doğum gününde ne diliyorum biliyor musun? Romeo ve Juliet'inki kadar saf, Antonius ve Kleopatra'ninki kadar tutkulu, işkence dolu, doktor faust'un imanı kadar ilahi, genç werther'in ızdıraplarından geçmeyen, bazen seni othello kadar alık yapan, bazen behzat ç. kadar küfürbaz yapan bir aşk diliyorum. İyi ki doğdun..
                                                             Clementine


Çok alışmışım çoookkk

Hasta olmak üzereyim. Güya güzelleşen havalara güvendim, saldım kendimi dışarılara. Gel gör ki erkenden açılıp saçılmışım hemen kaptım şifayı :) Önceden soğuk algınlığı gibi hafif hastalıkları önemsemezdim. Sevgililerim vardı, çok iyi bakarlardı bana. Bende şımarırdım. İlgi manyağı olur, bol bol nazlardım. Nazlanmak, şımarmak için bir mazaretti soğuk algınlığı. Ellerinden gelenleri yaparlardı. Güzel çorbalar yaparlardı. Hata bir keresinde fazla ateşim vardı. Alnıma buz koyup soğutmak istedi Asuneya, ama buz yoktu. Dolaptada dondurulmuş lahana vardı. Aldı, onu koydu alnıma. Çok hasta ama çok komik bir görüntüm vardı :p Ama işe yaramıştı, ateşim düşmüştü. Bir de çoğu zaman birbirimizi iyileştirmeye çalışırdık sevgililerimle, ama nasıl beceriyorsak artık ikimizde hasta olurduk :)

   Hem güzel ve yetenekli sevgililerim vardı, hem de hasta olduğum zamanlarda bile çok güzel vakit geçirdim onlarla. Ama şimdi hastayım ve şımarıcak sevgilim yok :( Çok alışmışım çoookkkkk...

O an

Şu sıralar genelde olduğu gibi bugün de formundaydı Ozan. Hiçbir şeyin moralini bozmasına izin vermiyordu. Güne güzel başlamıştı. Hatta iş yerinde arkadaşı Utku, ona en sevdiği parçalardan biri olan Taht Oyunları'nın Giriş müziğini dinleterek vermişti coşkuyu :) Buraya kadar her şey güzelken bir de onu gördü dışarıda. Her şey daha da güzel olmuştu. Her zamanki gibi çok güzel görünüyordu. Onu her görüşünde güzelliğinde kayboluyordu gerçekten; yüzünde tatlı bir tebessümle :) Utku'nun "gene nere daldın?" sorusuyla kendine geldi :) O güzel kızın yanında olmak istiyordu, yanına gidip bir şeyler paylaşmak istiyordu, sohbet mohbet ne olursa artık. Onun güzelliğini yakından yaşamak istiyordu. Ama gel gör ki iki yabancıydılar :( Evet, ufakta olsa bir tanışmışlıkları vardı ama samimi değillerdi :( Hep fırsat kolluyordu. Bir mazeret çıksa da konuşma fırsatları olsa diye.. Bugün de belki gene bir fırsat çıkar diye çalıştığı yere gitti Ozan. Görünce birbirlerini selamlaştılar.…

HayaLPeresT / Mim

Bu seferki mimin ortası doktorsherlock'tan :) Teşekkür ederim mim için :) Gelelim cevaplara:
   1. Kendini seviyor musun?    Her yaptığım ya da düşündüğüm şeyler gibi dalgalı :) Bazen kendime aşıkken, bazen de kendimden acayip nefret edebiliyorum.
   2. Yapmaktan hoşlandığın şeyler?    Daha önceki mimlerde sorulduğu için özet geçeceğim. Yeni ve farklı şeyler öğrenmek, yaşamak gerçekten çok hoşuma gidiyor. Ama en çok hoşuma gideni insanların iç dünyasını keşfetmek.. Bilgisayar başında vakit geçirmek ve tabiki oyunlar :) Spor. Gezmek. Anime, dizi ya da film izlemek. Gevezelik :)
   3. Hedeflerin nelerdir?    Şu sıralarki hedefim akademik kariyere kapak atabilmek :) Genel olarak ise huzuru bulabilmek :)
   4. Nefret ettiğin şeyler? Kendini bir bok sananlar ve karşısındakini aptal yerine koymaya çalışanlar.
   5. İlham aldığın kişiler?    Nickimden de anlaşıldığı üzere tabiki RaistLin Majere :) İkinci sırada ise Ice Age filmindeki Sith ve Wall-E filmindeki Wall-E :)
   6. Favori şarkıların,…

Adını "RaistLin Karalama Defteri" Koydum :)

Son zamanlarda şöyle bir düşünce oluşmaya başladı bende: Beni ekleyenlerin çoğu haliyle RaistLin'i tanıyanlar ve fantastik dünyayı sevenler olmuş. Sanırım bloguma bakarken ki beklenti de fantastik dünya, hikayeler veya RaistLin ile ilgili bilgiler olacağı yönünde. Ama gel gör ki ben sadece sevdiğim RaistLin ismini kullanarak kendi kafamdan geçenleri, yaşadıklarımı anlatıyorum çoğu zaman :) Evet, fantastik dünyayı çok seviyorum; takip ediyorum; hatta kendimce içinde yaşıyorum ama o dünya ile ilgili bir şeyler yazamıyorum. Daha doğrusu yazmak istiyorum ama şu sıralar kendi dertlerimden dolayı yazmaya fırsatım olmuyor :( Fırsatım olsa da taslak durumunda olan bir iki amatör fantastik hikayemi yazıya dökebilsem, saatlerce RaistLin, ejderha mızrağı destanı, ölüm kapısı serisi, Salvatore, yüzüklerin efendisi, taht oyunları, animeler, mangalar, online oyunlar hakkında saatlerce konuşabilsem..
   Peki kim bu RaistLin? Fantastik dünyanın en iyi karakterlerinden biri, bana göre ise en i…

Birkaç Sınav Hatırası

Haftaya ÜDS sınavına gireceğim için İçim dışım ingilizce ve test oldu. Ama inanın beni biraz tanısanız çok duygulanırdınız hatta belki de ağlardınız beni bu kadar ders çalışırken görünce :)
   Bu zamana kadar adam akıllı saatlerce ders çalışmayı çok az başarabildim. Bir anadolu lisesi sınavlarına girerken, bir de üniversite sınavına girerken. Onlarda zaten uzun süreli çalışma olmasaydı hayatta kazanamazdım onları. Ders çalışma konusunda iki önemli sorunum var. Bir: odaklanamıyorum, hep kafam birşeylerle meşgul olabiliyor hemen. İki: okurken çok çabuk sıkılıyordum. Bu ders çalışma konusunda en can alıcı özelliğim gene bu iki önemli sınav dışında hiçbir sınava konuları bitirmiş, hazır bir şekilde giremedim :) Mutlaka çalışmadığım konu bir konu kalmıştır sınava girerken :) Bu durumla ilgili iki olay gelir hep aklıma çok gülerim :)
   Birincisi: üniversiteyi kazanmışım ama girdiğim sene tercihe bağlı olan hazırlık okuma durumunu zorunlu yapmışlardı.  Neyse şansımıza sevgilerimi gönder…

Aril Prodüksiyon Gururla Sunar :)

Bugün Cromwell ile kütüphane günümüzdü. Oraya gittiğimizde ben yaklaşan üds sınavı için her zamanki gibi son dakika çalışmalarımı yapıyorum, kanka ise doktora tezi için makale okuyor. Güya her Pazartesi en geç 11'de kütüphanede olacağız ama tembellik ağır basıyor anca 1'de orda oluyoruz ve 5'de kadar ders çalışıyoruz. İnanın gören ya da duyan duygulanıyor :) Ders çalışma konusunda rekorlarımızı kırıyoruz. İş işten geçtikten sonra.. Ah ah bu çalışmayı çalışma azmini keşke lisans zamanında gerçekleştirebilseydik ahhh ahhh :) Neyse bugünde uslu uslu çalışmayı başardıktan sonra konu oyunlara ve oyun oynamak için yeni bulduğum bir cafeye geldi. Hep guitar hero oynamak için ya yer arıyorduk, ya da oyun ve enstrümanları alalım mı diye tartışıyorduk.
   "Len hani guitar hero oynamak için cafe arıyorduk ya. Çok güzel bir yer buldum bizim orda. Cafeyi odalara ayırmışlar, herkes ayrı ayrı odalarda oynuyorlar. Guitar Hero için bile oda yapmışlar. Gidip bakalım bir ara." …

Senede Bir Gün / Mim

Bir mim ile daha karşınızdayız sevgili blog severler :) Sağdan Ofelya'nın getirip al da at dercesi ortaladığı mimi gol yapmaya çalışacağım bu yazıda :P Ofelya'ya bu güzel asist mim için teşekkür ederim :)
1-Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve soundtrackinde hangi şarkılar yer alırdı?    Her ne kadar üstat Charlie Chaplin  "Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. " dese de ben daha çok film gibi görmüşümdür. Kendi filmimin hem yönetmeni, hem baş rol oyuncusu, Hem figüranı, hem de senaristi gibi hissetmişimdir hep :) Hata uzaklarda bir yerde kamera varmış gibi düşünür ve yetmiş milyona beni izlediği için sevgilerimi gönderip el sallama isteği gibi düşünceler aklıma gelir :p Filmimin türü ise ortaya karışık olmakla beraber ağırlıklı olarak trajikomiktir :) İsimlere gelince zaten RaistLin Movie  olarak ismi kader belirlemiş ama alternatif olarak RaistLin günceleri, Kara Bahtlı Kem Talihli Kahraman ya da anısı olduğu için Senede Bir Gün olabilir.
   S…

Hiç bitmesin

Meğer o saliselerle yaşadığımız anlar ne çok anlam yüklüymüş. O bakış, o dokunuş ne çok çok şey anlatıyormuş meğer.. Hani edebiyatta bazı söylenenlere veya yazılanlara süslü veya abartılı deriz ya. Öyle değilmiş aslında. O abartılı bulduğumuz şeyler gerçekten hissedilenlermiş aslında. Bunlar ne kadar tarif etmeye çalışırsan çalış; o yaşanan an ki kadar güzel anlatılamayacak hislermiş aslında. O anlar o kadar güzel ki.. Hayata bunu tatmak için gelmişsin gibi hissediyorsun. Hem hayat amacını gerçekleştirmenin verdiği mutluluğun, hem de anın kendi güzelliği içinde kayboluyorsun. Hiç bitmesin istiyorsun..

  Not: Aslında karamsar bir yazıya doğru gidiyordu, dökülüyordu gene içimdekiler . Ama bu yazı bana sadece "o anları" ve güzellikleri hatırlatan bir yazı olsun istedim.

Pika Pika / Mim :)

Kaç gündür kara kara düşünüyorum sıradaki yazılarımı nasıl yazacağım diye. Bir yandan az vaktim olduğu için kafamı toparlayamadığımdan, bir yandan da hala yabancı bilgisayara alışamadığımdan yazmak istiyorum ama yazamıyorum. Böyle karalar bağlamaya devam ederken Ofelya'nın beni mimlediğini gördüm. Mimlendiğimi görünce kendimi Pokemon'da Ash'in "Seni seçtim pikaççuuu!" diyerek pikaçuyu seçmesi gibi seçilmiş hissettim :p İlk önce mim için teşekkür ediyorum. Sonra da pika pika :) diyerek soruları cevaplamaya çalışayim :)
Soru 1: En çok sevdiğin şeyler nelerdir, nelerden hoşlanırsın?
   Yeni ve farklı şeyler öğrenmek, yaşamak gerçekten çok hoşuma gidiyor. Ama en çok hoşuma gideni insanların iç dünyasını keşfetmek.. Her insandan ayrı ayrı farklı hikayeler, düşünceler çıkıyor ve o dünyaları tanımak, şansım olursa da yaşamak çok hoşuma gidiyor ve bu dünyaların açığa çıkmasını sağlayan sohbet ortamını ve dinlemeyi çok severim :) Ayrıca bu amaç doğrultusunda kitap ok…