Kayıtlar

2016 hesabını kapatıyoruz :)

Bu yıl sanırım benım ıcın farklılıklar, degısık tecrubeler ve duygular yılı oldu sanırım. Dalgalı bir seneydi. Gecen senenin bu zamanlarından Şubat'a kadar Cadı vardı hayatımda. Yeni bir karakter, yeni bir ilişki tecrubesi oldu benım ıcın. Ankara - Silivri hattı olusturmustum o zamanlarda. Onu benım ıcın en ıyı tanımlayacak kelime arıza sanırım. Gerçi bu onun kendi tarzı mıydı, yoksa bana özel miydi? komplo teorilerim var. Ama hissettirdiği arıza olusuydu. Onu ayrı bır hıkayede anlatmaya calısacagım.
Şubat'tan Ramazan Bayramına kadar iş yasantısının içinde boguldum. Gerci bu surecın asıl bası Kasım'da mudurumun ızne ayrılmasıyla baslıyor, ama asıl beni yoran, perısan eden kısmı subat hazıran arasıydı sanırım. 1. bölumde cok onemlı bır calısmayı hazırladık, teslim ettik, oh bitti derken bır calısma daha hazırlanması ıstendı bızden. bır yandan bu calısmaların hazırlanması, bır yandan onemlı toplantılara hazırlanmalar ve bunların gergınlıklerı bıtırdı benı resmen. Isler bıttıg…

Tembelliğe Yenik Düştüm :)

Resim
Gene uzuuun bir ayrılık girdi araya. Bu seferki mazeretim teknoloji :) Dokunmatik cihazlar çıktı mertlik bozuldu :) Telefonu ve tableti bilgisayar gibi kullanıyorum artık, ihtiyaç kalmıyor bilgisayara. Ama onlarda da yazı yazılmıyor doğru düzgün veya ben üşeniyorum :) O yüzden karalayamadım uzunca zamandır bir şeyler. Birazda gerçek hayata - yapmam gereken zorunlu şeylere, sorumluluklara veya siz ne diyorsanız artık onlara - yoğunlaşmak zorunda kaldım. Bedenim bu işlerle ilgileniyor ama ruhum kayıp. Evet, bir şeyleri yoluna koyuyorum, bir düzen sağlamaya çalışıyorum, epeyce de yol aldım ama mutlu muyum? Değilim. Canım deli gibi oyun oynamak, anime izlemek istiyor ama ben hafta sonu oturup çalışmak zorundayım. Peki ben ne yapıyorum? Oturmuş yazı yazıyorum. O da güzel :) Bazılarının "zaman planlaması yaparsan her istediğini yaparsın!" vs vs. gibi şeyler dediğini duyar gibi oluyorum. Ben çalışmak istemiyorum, hep tembellik etmek istiyorum. Ne yapayım tabiatım böyle :) Ama m…

Rüzgarın savurdugu yoldayım..

Böyle uzun ayrılıklardan sonra ne diyeceğimi bilemem hiçbir zaman.. Biliyorumdur hatalıyımdır ve ne dersem diyim sonucu değiştirmeyecektir. Uzmusumdur karsımdakını. Sızofrenık yansımam olan defterımle karsı karsıya geldıgımde de boyle hıssettım. biliyorum ki gercek bırısı olsa bu kadar beklemez; bırakıp gıderdı o da benı :) Aslında bılır karsımdakı onu uzmek ıcın kastı yaptıgımı falan dusunmez; ama once onu dusunmedıgımı veya kafam o sıralar neyle mesgulse ona daldıgımı bılır. Ama onu unutmusumdur veya yetısememısımdır bır seylere. Bu gercek degısmez..

   Bende su sıralar daldım gene bırseylere.. Hayat gene yenı bır macera yazmıs benım ıcın; suruklenıyorum onun ıcınde :) Hayatımın gene donum noktalarından gecıyorum; bakalım ne cıkacak pıyangodan? Sımdılık gelısmeler guzel gozukuyor; ınsallah devamı da guzel olur.. Ama Ankara'yı hayatımdan cıkarmısken, Ankara'nın kendısınden nefret edıyorken, nasıl dondum geldım buraya anladım :) Bunu zaten hayatın bana yaptıgı şakalardan b…

Kendime not

Ey Raist! Şu .oktan dünyada zaman zaman karsına .oktan insanlar cıkacak ve yok artık bu kadarı da olamaz diyecegin durumlarla karsılacaksın. Bu gibi durumlarda imdat frenini cek, kendi bildiginden sasma! Hicbirseyin senden onemlı olmadıgını unutma! Bu mesajı oku, sacmalamaya devam et ve gulumse :D

İlk Heyecan: Bölüm 6

Ohoo bu karalamanın en son bölümünü taa 2011'de yazmışım her zamanki gibi başladığım şey yarım kalmış :) Neyse tamamlayacağım inşallah :)

Bir okul günü daha bitmişti. Gene günün en güzel zamanlarından biri gelmişti Yağmur için. Serviste Özge ile beraber eve dönme vakti. Serviste gene başladılar eğlenceye, muhabbete :) derken nasıl olduysa bir inatlaşma anı geldi. İkisi de birbirinden inatçıydı :) Yağmur Özge'yi başından aşağı su dökmek ile tehdit ediyordu. Özge'de hayatta yapamayacağını iddia ediyordu ve olan oldu :) Yağmur suyu Özge'nin başından aşağı döktü ve kaçmaya başladı. Küçükçekmece servisi durdurup kaçmaya başladı, hemen ardından Özge'de indi ve Yağmur önde Özge arkada ufak bir Çekmece turu attılar :)
   Günler geçtikçe Yağmur ile Özge birbirileriyle daha çok vakit geçirmeye başladılar. Serviste, okulda tenefüs aralarında ve akşamda telefonda :) Bu telefonda kız arkadaşınla konuşma durumları doksanlarda çok ilginçti :) O zamanlar cep telefonu diye bir şe…

Umut

Rafların arasında dolaşırken eski tozlu bir kitap dikkatini çekti. Üstündeki tozu hafifçe temizledikten sonra rastgele bir sayfa açtı ve gülümsedi :) Kendisine bir mesaj vardı sanki. Kocaman harflerle "Umut hep en son ölür.." yazıyordu. Cümleyi düşünürken bir vızıldama sesi işitti ve önünde, kitabın üstünde gördüğüne inanamadı. Umut kelimesinin ortasına bir ok saplanmış duruyor ve kelime kanıyordu..

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Genç Bir İşadamına - Emre YILMAZ okuduğum ve kendimce olumsuz  ya da eleştirebilecek bir şey bulamadığım hatta bazı bölümlerde de beni kendimden utandırabilen ender kitaplardan biri oldu. Alırken iş hayatına dair bazı tavsiyeler bulacağımı düşünüyordum. Aradığımı buldum ama tokat gibi tavsiyeler buldum  Siyaset, ekonomi, felsefeyle ilgilenenler için tavsiye edebileceğim bir kitap. 
Bir kaç hoşuma giden cümleleri:
kadınlar - ilişkiler bölümlerinden
"Erkeğin orospusuna çapkın, kadının çapkınına orospu denen bir toplumda yaşıyoruz.""Ne garip, bir araba çalmak hapislik suçtur da, birinin (hele sevgilim dediğin) yıllarını çalmak suç değildir. Neden? Çünkü kanunları, aldatılan hassas sevgililer değil, mülk sahipleri koymuştur." 
   Düşünce özgürlüğü, Kürtler ve İslamcılık bölümleri hem çok uzun olduğu hem de böyle kopyala - yapıştır yapmak ayıp olacağı için paylaşmıyorum ama mutlaka okuyun derim. 1994'te yazılan bazı tahminlerin sonuçlarını bugün görmek ilginçti. 
   B…