Ne güzel
böl-parçala-yönet taktiklerine geliyoruz! Ne güzel inatlaşıyoruz, ne güzel
anlaşamıyoruz, ne güzel paylaşamıyoruz! Bu ortamda bana göre tek kazanan var: O
da bizim ülkemiz dışında herkes! Ne güzel..
Son zamanlarda şöyle bir düşünce oluşmaya başladı bende: Beni ekleyenlerin çoğu haliyle RaistLin'i tanıyanlar ve fantastik dünyayı sevenler olmuş. Sanırım bloguma bakarken ki beklenti de fantastik dünya, hikayeler veya RaistLin ile ilgili bilgiler olacağı yönünde. Ama gel gör ki ben sadece sevdiğim RaistLin ismini kullanarak kendi kafamdan geçenleri, yaşadıklarımı anlatıyorum çoğu zaman :) Evet, fantastik dünyayı çok seviyorum; takip ediyorum; hatta kendimce içinde yaşıyorum ama o dünya ile ilgili bir şeyler yazamıyorum. Daha doğrusu yazmak istiyorum ama şu sıralar kendi dertlerimden dolayı yazmaya fırsatım olmuyor :( Fırsatım olsa da taslak durumunda olan bir iki amatör fantastik hikayemi yazıya dökebilsem, saatlerce RaistLin, ejderha mızrağı destanı, ölüm kapısı serisi, Salvatore, yüzüklerin efendisi, taht oyunları, animeler, mangalar, online oyunlar hakkında saatlerce konuşabilsem.. Peki kim bu RaistLin? Fantastik dünyanın en iyi karakterlerinden biri,...
Bir vahim durum daha var ki o da bir şey bildiklerini sananlar.. Aldıkları cacık eğitimle veya birilerinin torpiliyle bir yere gelmekle veya birilerinden (abilerinden, hocalarından (!)) duyduklarıyla her konuda söz söyleme hakkına sahip olduğunu sanırlar. Üzüldüğüm şey şu savunulan bilgi ya da düşüncenin incelenmeden savunulmaya çalışması. Kaldı ki şu zamanda her türlü yolla bilgi kirliliği yaşandığını veya bilgilerin taraflı hale geldiğini düşünüyorum. Böyle bir zamanda bilginin iki hatta daha fazla kez incelenmesi gerekiyor bana göre Ama gel gör ki çoğu kez kopyala - yapıştır düşüncelerle karşılaşıyorum artık. Bazen soruyorum karşımdakine "İyi, güzel söylüyorsun da neye dayanarak bunları söyleyebiliyorsun?" Şu zamana kadar hiç tatminkar cevap aldığımı söyleyemem :) veya aldığım cevap en fazla "şu kişi dedi ki.." oluyor. "Gerçekten çok sağlam kaynaklarmış" diyorum bende içimden :) Kendimce bu durumun genele yayılmaya başladığını düşünü...
Bu yıl sanırım benım ıcın farklılıklar, degısık tecrubeler ve duygular yılı oldu sanırım. Dalgalı bir seneydi. Gecen senenin bu zamanlarından Şubat'a kadar Cadı vardı hayatımda. Yeni bir karakter, yeni bir ilişki tecrubesi oldu benım ıcın. Ankara - Silivri hattı olusturmustum o zamanlarda. Onu benım ıcın en ıyı tanımlayacak kelime arıza sanırım. Gerçi bu onun kendi tarzı mıydı, yoksa bana özel miydi? komplo teorilerim var. Ama hissettirdiği arıza olusuydu. Onu ayrı bır hıkayede anlatmaya calısacagım. Şubat'tan Ramazan Bayramına kadar iş yasantısının içinde boguldum. Gerci bu surecın asıl bası Kasım'da mudurumun ızne ayrılmasıyla baslıyor, ama asıl beni yoran, perısan eden kısmı subat hazıran arasıydı sanırım. 1. bölumde cok onemlı bır calısmayı hazırladık, teslim ettik, oh bitti derken bır calısma daha hazırlanması ıstendı bızden. bır yandan bu calısmaların hazırlanması, bır yandan onemlı toplantılara hazırlanmalar ve bunların gergınlıklerı bıtırdı benı resmen. Isler...