Kaderin Bir Oyunu mu bu? :)

   Artık son günlerimi yaşadığımı düşünüyorum gençliğimin.. Artık sorumluluklarımı alıp, düzenimi kurma vakti. Bugüne kadar hep kaçtım. Yaşa göre kazık kadar oldum ama ruhum büyümeyen çocuk gibiydi. İtina ile gezdim, tozdum, oynadım ve yattım ama yumurta iyice kapıya dayandı. Şu dönemde hayatımın gidişatını belirleyecek şeylerden biri olan sınavlara hazırlanmam gerekli askere gitmeden önce. Kpss, kpds, üds, ales, vs vs ne kadar abidik gubidik sınavlara girip iyi notlar almam gerekli askerden sonra iyi birşeyler yapabilmem için. Ama her zamanki gibi tembelliğim, arkadaşlarımla birşeyler yapma isteği ve oyun manyaklığım bu sınavlar için ders çalışmama engel oluyor. Ya zaten en çok oyun manyaklığım mahvetti beni :) Hayal alemine daldım mı çıkamıyorum veya çıkmak istemiyorum bir türlü :) Şu oyunlara ayırdığım zamanı biraz derslere ayırsaydım çoktan çok iyi bir yerlere gelmiştim :) Ama pişman değilim. Çok keyifliydi. Gene olsa gene yaparım :) Ama artık mecburiyetler, sorumluluklar geldi diye düşünüyorum ama kopamıyorum bir türlü bu güzel keyiflerimden :) Ama şu son dönemde sanırım kader beni seviyor ve dedi ki: "Oğlum Raist! Senin kendi kendine oturup uslu uslu ders çalışacağın yok. O zaman duruma ben el koyuyorum!" dedi ve ilk önce sevgilimi ve kız arkadaşlarımı ayırdı benden çeşitli nedenlerle. Çünkü ben onları dünyamın merkezine koyuyordum ve tüm uğraşım, ilgim, zamanım herşeyim onların oluyordu. Bir şey değil; ben istemesem de yeni insanlarla bir şekilde -özellikle kızlarla :p- tanışıyorum ama onların da ya erkek arkadaşları oluyor ya da nişanlısı, sözlüsü falan. Hayır madem yalnız kalacağız, tanıştırma bari kader! :) Hem tanıştırıyor, hem de bağlandırmıyor.  Gıcıklığına yapıyor sanki :p Sonra da sekiz yıldır iyi günde, kötü günde bana katlanan bilgisayarım bozuldu :( Bozulmasına o kadar üzülmedim de blogda yayına hazırladığım iki yazı vardı. Onlar gitti, en çok ona üzüldüm :(((( İşin ilginç yanı ise birkaç hafta önce arkadaşla askerden dönene kadar teknolojik bir şey almamaya, yatırımları askerden sonraya bırakmaya karar vermiştik; dolayısıyla bilgisayarda alamıyorum. Kendi verdiğim sözden de dönmek istemiyorum. Neyse bu olaylardan sonra vaktim bayağı çoğaldı. Hatta yapacak bir şeyim de kalmadı artık uslu uslu ders çalışıyorum. Ey kader! ben adam olamıyorum, sen adam et bari beni :P

   Not: Yabancı bilgisayardan yazıyorum bu yazıyı ve rahat edemedim bir türlü. Kendi bilgisayarımdaki sıcaklığı bulamadım -Nasıl bir sıcaklıksa bu? :) Bunda da sıcaklık var alttaki bilgisayarın fanından sıcak esiyor halbuki :p (iğrencim kabul ediyorum ama durduramadım kendimi :p)- O yüzden soğuk bir anlatım olmuş olabilir ama anlatma isteği baskın geldi, dayanamadım :)

          Ah ah deli gibi özlüyorum Office'in Onenote programını. Dijital karalama defterim gibi olmuştu. Şimdi başka bilgisayarlarda özel karalama defterimi nasıl kurayım ve kullanayım?

    "Ama"larım için de affedin beni :p

                RaistLin

Yorumlar

  1. Hayır madem yalnız kalacağız, tanıştırma bari kader! :)
    Bu cümleye güldüm :))

    Öyle bir sistem ki uysak yapmamız gerekenleri zamanında yapmamış olacağız...Hani çocukluğunu yaşayamayanların içinde uktedir ya doyasıya çocukluğunu yaşamak öyle işte...Sisteme uymasak dilediğimiz gibi yaşasak gençliğimizi bu sefer ilerde kafamıza vuracağız.Gezip tozmak doyasıya okumak oynamak kısaca özgür olmak varken hep kısıtlanıyoruz!

    Yazı çok hoşuma gitti.İçten anlatımınız çok hoş.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Ofelya: Tşk ederim güzel düşüncelerin için. Bir edebiyat öğretmeni adayından güzel yorumlar almak beni daha da şımartıyor :p Ama eminim Türkçe'yi katledişim de gözünden kaçmıyordur :)
    Ben hiçbir şeyi zamanında yapamıyorum ama inşallah sen zamanında yapıyorsundur :)

    YanıtlaSil
  3. Mimlendiniz belki ilginizi çeker :))

    http://ofelyakupakizi.blogspot.com/2012/02/ofelyann-sevdikleri-mim.html#comment-form

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Dünya Kupası'98