Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Genç Bir İşadamına - Emre YILMAZ okuduğum ve kendimce olumsuz  ya da eleştirebilecek bir şey bulamadığım hatta bazı bölümlerde de beni kendimden utandırabilen ender kitaplardan biri oldu. Alırken iş hayatına dair bazı tavsiyeler bulacağımı düşünüyordum. Aradığımı buldum ama tokat gibi tavsiyeler buldum  Siyaset, ekonomi, felsefeyle ilgilenenler için tavsiye edebileceğim bir kitap. 
Bir kaç hoşuma giden cümleleri:
kadınlar - ilişkiler bölümlerinden
"Erkeğin orospusuna çapkın, kadının çapkınına orospu denen bir toplumda yaşıyoruz.""Ne garip, bir araba çalmak hapislik suçtur da, birinin (hele sevgilim dediğin) yıllarını çalmak suç değildir. Neden? Çünkü kanunları, aldatılan hassas sevgililer değil, mülk sahipleri koymuştur.
   Düşünce özgürlüğü, Kürtler ve İslamcılık bölümleri hem çok uzun olduğu hem de böyle kopyala - yapıştır yapmak ayıp olacağı için paylaşmıyorum ama mutlaka okuyun derim. 1994'te yazılan bazı tahminlerin sonuçlarını bugün görmek ilginçti. 
   B…

Asuneya: Ara Karalama -I-

Eve dönüş yolundayım. Metrobüs bekliyorum. Metrobüs perona yanaştı ve "Allah Allah" sesleriyle sefere gider gibi bindik metrobüse. Şanslıydım; oturcak koltuk bulabilmiştim. Yorgundum biraz. Kafamı cama yasladım ve dışarıyı izlemeye başladım.    Birden o geldi aklıma, Asuneya. Şaşırdım; o sırada düşündüğüm şeyler arasında onu hatırlatacak şeyler de yoktu aslında ve bu kez aklıma geldiğinde ilk zamanlardaki gibi bir acı, bir kalp sıkışması, nefes darlığı falan hissetmedim. Düşünmeye başladım; acaba artık alışıyor muyum, o karamsar duygular, o acılar artık yavaş yavaş geçmeye, silinmeye başladı mı?    Gece saat 02:45 sahur için uyanıyorum ama biraz tuhaf bir haldeyim, gördüğüm rüyanın etkisindeyim. Rüyamda gene onu gördüm..    Tam olarak hatırlamıyorum. Bir nedenden dolayı bir eve girmem lazım ama onun da gelmeye mecbur olduğunu biliyorum. Onun da geleceğini bildiğim için ne yapmam gerektiğini şaşırıyorum; elim ayağım birbirine dolaşıyor. Bir an önce işimi halledip ona gör…

Gece Yarısından Önce

Aslında sıradaki yazı askerlik yazılarımın devamı olacaktı. Ama bugün bir film tanıtımı gördüm; gözlerime inanamadım! En sevdiğim filmlerden olan "Gün Doğmadan" ve "Gün Batmadan" filmlerini üçüncüsü sinemada oynuyormuş! Çok şaşırdım! Açıkçası bir devam filmi daha beklemiyordum ve çekimleriyle ilgili falanda hiç haber görmemiştim bu zamana kadar.
   Birincisini izleyip bitirdiğimde çok tatlı bir film demiştim kendi kendime. Bir yandan beraber Avusturya'yı gezerken bir yandan da ilişkiler üzerine muhabbetlerini dinlemek çok hoştu :) Sonu da çok ilginçti. Acaba ne olmuştur ilerde diye düşünmeden edemiyorsunuz ve bu merakınızı ikinci film gideriyor :) En başta söylim hiç tahmin etmediğim gibi ilerliyor :) bu sefer de Fransa'da geziyoruz. Hem neler olduğunu öğreniyoruz, hem de ilişkiler üzerine muhabbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Birincisinde genç aşıklarken ve muhabbetler bunun üzerinden devam ederken, ikinci filmde biraz daha olgunlaşmışlar :) B…

Raist askerde -II-

Uzun dönem mi kısa dönem mi askerlik yapacağını belirleyecek olan sınava girmekle beraber askerlik havasına girmişti iyice. "Hadi bakalım yeni bir macera daha başlıyor. Hayırlı olsun :)" dedi kendi kendime. Sınava kadar hep sanki hiç askere gitmeyecek veya çookk uzun zaman sonra gidecekmiş gibi hissediyordu. Sınava bir girdi hava bir anda değişti :) Bir anda bilinmezlikler ve endişeler kaplamaya başladı düşüncelerini. "Ne yapacağım, neler yaşayacağım, nasıl yapacağım vs vs.." Ama en çok da nerede askerlik yapacağı sorusu meşgul etti düşüncelerini ta ki nerede askerlik yapacağı açıklanana kadar. O zamana kadar bir yandan hazırlıklarla uğraşırken bir yandan da herkesi elinden geldiğince ziyaret etti, helalleşti. Garip duygular içindeydi. Gidip de gelmemek var veya sanki yıllarca sevdiklerinden ayrı kalacakmış gibi karamsar duygular içindeydi. Üzüyordu onu sevdiklerinden, sevdiği şeylerden ayrı kalma düşüncesi.. Akrabalarını ve arkadaşlarını ziyaret etmek için İzm…

Raist askerde -I-

Bu zamana kadar tüm erteleme fırsatlarını kullanan Raist için artık bir erteleme fırsatı daha kalmamıştı. Üstelik askerlik borcu tüm gelecek planlarının önünde büyük bir engel olmaya başlamıştı. O yüzden sonunda askere gitme kararı almıştı. Kendisi de dahil kimse inanamamıştı buna :) Ümidi kesmişlerdi artık Raist'den :) Kasım 2012'de uslu uslu askerlik şubesine gidip başvurusunu yaptı.

   01.12.2012
   Bugün Raist'in nasıl bir askerlik yapacağını belirleyecek sınavın olduğu gündü. Ya uzun dönem - bir yıl - asteğmen olacaktı ya da kısa dönem - altı ay -  er olarak yapacaktı. Tabiki kısa dönem istiyordu ve tüm çalışmaları bu yöndeydi :) Ama tercih ona kalmıyordu, seçimde şans daha büyük bir rol oynuyordu.
   O günün çok yoğun bir gün olacağını düşündüğü için arkadaşıyla beraber sabahın köründe altı gibi yola koyuldu. Hava durumu yağmurlu diyordu ama önceki günleri düşünerek yağarsa bir geçiş yağmuru yağacağını düşünerek ince giyinmişti. Ama yanılmıştı. Bir yağmur yağdı, …

Ortaya Karışık

Aslında bu yazıyı yazmak yerine çalışmam gerek ama kafam karışık. Bunaldım.. Aslında uzun zamandır bu kadar bunalmamıştım hatta askerlikte bile. Şimdi düşündüm de askerlikte de sıkıntılı dönemler yaşanıyor tabi ki ister istemez ama bu moda girmedim hiç .Şaşırdım kendime. Nerede ne yapacağımın belli olmadığını bir kez daha tescilledim :)
   Bana arada bir gelirler böyle. Karanlık taraf gene beni çağırıyor :) Böyle zamanlarda genelde hayat bensiz bir süre devam etsin diyerek girerim yatağa, kıvrılırım ve uzun bir süre - ta ki aman koy ve gitsin diyene kadar - çıkmam. Bunu diyeceğimi biliyorum ama hemen şimdi diyemiyorum. Bir sürü düşünce kafamda dolanıyor. Düşünmeye engel olamıyorum. Düşünceden düşünceye, komplo teorilerinden teorilere, karamsarlıktan karamsarlığa ceylan gibi seke seke atlıyorum. Bir süre sonra zaten nereden başladığımı bile unutuyorum. Bu süreç ta ki düşünecek şey kalmayana kadar, bir sonuç elde edene kadar veya yorulana kadar devam ediyor.    Belki de askerlikte bu ka…

Ne Güzel!

Ne güzel böl-parçala-yönet taktiklerine geliyoruz! Ne güzel inatlaşıyoruz, ne güzel anlaşamıyoruz, ne güzel paylaşamıyoruz! Bu ortamda bana göre tek kazanan var: O da bizim ülkemiz dışında herkes! Ne güzel..

Hayat o kadar ilginç ki hakikaten..

Bazı şeyler istediğin zaman olmuyor, gerek kalmadığı zamanlarda ise karşına çıkıyor. Askerlikte de böyle bir durumla karşılaştım. Zamanında eski kız arkadaşımla askerlikte ne olacak, ne yapacağız, nasıl görüşeceğiz diye kara kara düşünürdük.O Gölcük'te ben ise Türkiye'nin her hangi bir yerinde olacaktım göya. Tahminlerimize göre ve dolayısıyla görüşmek çok zor olacaktı. Ama şimdi askerlik yerim neresi çıktı? Adapazarı! Görev dağılımında nereye gitme şansım doğdu peki? Gölcük. Bu tesadüf imkansıza yakın. Çünkü askerlik yerini seçme şansın yok. Tamamen şansına kalmış nerede askerlik yapacağın. Ama gel gör ki o kız arkadaşımla ayrıyız şimdi.. Bense ne yaptım? Gitmemeyi seçtim Gölcük görevine. Adapazarı'nda kaldım. Hayat o kadar ilginç ki hakikaten..