Dünya Kupası'98

Gece saat üç civarı sahur yemeğindeyim. Bir yandan yemek yerken bir yandan da televizyonda neler var diye kanalları dolaşıyorum. Ne yapayım yemek yerken televizyon izleme gibi bir huyum var :) Bu sabah anılarımdaki güzel bir dönemi anlatan bir belgesele denk geliyorum: Dünya Kupası'98 :)
Bazılarının gene mi futbol dediğini hissediyorum. Evet, bende çoğu erkek gibi futbolla ilgileniyorum maalesef :) Diğer futbolseverleri bilmem ama ben futbolun estetiği, sanatı, ve mücadelesini seviyorum. Futbolun sanatı mı olur demeyin :) Nasıl bir insan konserde ses yeteneğini veya enstrüman çalma yeteneğini, resimde çizim yeteneğini sergiliyorsa; benim içinde ayağıyla topla beraber, başkalarıyla mücadele içinde yaptığı hareketler ilgimi çekiyor. Mesela o yüzden her maçı izlemem. İyi mücadelenin veya güzel hareketlerin olabileceği maçları izlerim ve bu dünya kupası da sadece mücadelenin ve estetiğin olduğu bir turnuva olmamıştı. Her şeyi ile çok güzel bir turnuvaydı.
Her ne kadar çoğu yazımda hep bir karamsar tablolar çizsem de; bazen kendimi çok şanslı hissettiğimde, her şey bitti derken son dakika golleriyle kendime göre yaşadığım mucizelerde çok olmuştur :) İnternetin ve cep telefonunun gelişim süreciyle büyümem -56k modemin internete bağlanış dııırrrrrrrr diiiitttt sesi, bir cep telefonu klasiği takozlar ve nokia 3210 hala aklımdan çıkmaz-; 83 kuşağından olmam -neden bilmiyorum ama 83'lüler olarak gerçekten garip tatlı farklılıklarımız var :)- gibi şeyleri görüp yaşayabildiğim için kendimi şanslı hissederim mesela ve 98 dünya kupasını da futbol olarak görme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı saydığım şeylerden biridir. Bu arada şimdi aklıma geldi örnek olarak iphone ile tanışmam o eski takozlarla tanıştığım zamanki zevki vermez bana :)
Bu arada bir şeyi de atlamadan geçmek istemiyorum. Yeteneği olan insanları kıskanırım hep. Güzel sesi olan, iyi enstrüman çalabilen, iyi resim çizebilen vs vs.. Ve ben bu yetenek konusunda da tam bir kazmayım yane. Allah vergisi işte hiçbir yetenek yok :) El ayak organizasyonu sıfır :) Ama böyle yetenek isteyen şeyleri yapmak isteğimden de kendimi alıkoyamamışımdır çoğu zaman. Bende bu yeteneksizlikleri oyunlarda gideririm. Oyun manyağı olma nedenlerimden biri de budur :) İyi top oynayamamamı mesela iyi futbol oyunu oynamaya çalışarak, iyi takım yönetme isteğimi menejerlik oyunu oynayarak, iyi tenis oynama isteğimi tenis oyunu oynayarak, orta dünyada bir kahraman olma isteğimi online rol yapma oyunu oynayarak ve iyi konser verme isteğimi "guitar hero" oynayarak gidermeye çalışırım :)
Neyse sadede geçelim :) 98 Dünya kupası deyince ilk aklıma gelen o zamanlar babamın işi için taşındığımız Edirne'nin Keşan ilçesi gelir. Bu kupanın çoğu maçını babamın konforlu bürosunda keyifle ve bir yandan da o zamana göre en gelişmiş bilgisayarın birinde kupada oynanan maçları World Cup'98 oyununda oynayarak izlemişimdir. İkinci aklıma gelense oyunun müziğidir. Futbol oyun müzikleri olarak bir bu oyunun World Cup'98, bir de Fifa 2002'nin "dont stop the rock" müziklerini çok sevmişimdir. 98'in müziklerini hep unutuyorum. Hala da araştırıp, indireceğim :) Geri kalan çoğu şeyi ise bu belgeselle beraber hatırladım. İzledikçe bol bol "hastır" kelimesi kullandım. Sonraki kelimeler de "Anaaa! Ona bak! Neydi, Ne olmuş?" falan :) Fark ettim ki şimdiki en iyi oynayanların hiçbiri -Messi, C. Ronaldo gibi- o zamanki kahramanlarının yanına yaklaşamıyormuş. Bebeto'yu görme fırsatım olmuş benim. Brezilyalı Ronaldo, Fransız Zidane, genç haliyle Viera, Henry, Hollandalı Bergkamp, Kluivert, Overmars, Hırvat Sukur, İtalyan R. Baggio, Vieri, Alman Klissman, Bierhoff, Arjantinli Batistuta. Offf offf! Hepsi döneminin en iyileriydi. Hepsi benim takım yönetme oyunlarında deli gibi peşlerinde koştuğum oyunculardı :) Onların oyunlarını, hareketlerini izlemek gerçekten çok büyük bir keyifti. İşte işin en güzeli neydi biliyor musunuz? O kupada hiçbir takım ve futbolcu kötü oynamamıştı; Hepsi son güçlerine kadar mücadele edip, güzel oyun oynamıştı ve bu oyunu izlemek gerçekten çok büyük bir keyif vermişti. Bu turnuvadan sonra da birçok turnuva seyrettim ama bu kadar keyifli olmamıştı. Çok şey beklenen takım ya da oyuncular bir nedenle potansiyellerini ortaya koyamamıştı. İşte bu yüzden Dünya Kupası'98 futbol, güzel oyun ve yaşattıkları açısından unutamayacağım turnuva ve dönemlerden biridir :)

Not 1: Belgesel bittikten sonra ilk aklıma gelen şey bir daha unutmamak için bir şekilde belgeseli bulup, arşive eklemek. - Bu arada iyice arşivci oldum :)-
Not 2: Bu yazı bittiğinde saat 6.10'du ve ben bugün işte sabahçıyım :)

Not 3: Taraftar değil; güzel oyun hastasıyız biz :p

RaistLin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Genç Bir İş Adamına - Emre YILMAZ

Kahvaltıya misafirim vardı bu sabah :)

Bana herşey sizi hatırlatıyor :)